Top Social

Image Slider

adnan oktar israil'e mi çalışıyor? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
adnan oktar israil'e mi çalışıyor? etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

İsrail basını, Adnan Oktar'ın "suç örgütü elebaşı" olduğu iddiasıyla gözaltına alınmasına geniş yer ayırdı. | Akademi Dergisi

akademi dergisi, Mehmet Fahri Sertkaya, adnan oktar, içimizdeki israil, kripto yahudiler, sabetayistler, adnan oktar israil'e mi çalışıyor?, gerçek yüzü, kedicikler,

Adnan Oktar'ın gözaltına alınmasının ardından İsrail basınında çıkan haberlerde, Oktar'ın İsrail ile kurduğu yakın ilişkiye dikkat çekildi. İsrail'in önde gelen gazetelerinden Haaretz, Adnan Oktar'ın gözaltına alınmasıyla ilgili haberinde "Kedicik haremi kuran Türk İslam cemaati lideri gözaltına alındı." başlığını kullandı.

MOSSAD'a ve CIA'ye çalışan, cemaat kılığına girmiş bu çete çökertilmelidir


Bu, İslam'a ve bütün Müslümanlara hakaret etmektir. Bu Sabetayist hainin yaptığı, 75 milyon T.C. vatandaşının dini değerlerine saldırmaktır.

Kim ne hakla İslam dininin son peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) hakkında bu derecede edepsiz, seviyesiz ve hakaretamiz sözler kullanma hakkını kendinde bulabilir. Kendi sapkınlığını nasıl olur da peygamberimize yakıştırabilir?

O peygamber (s.a.v.) şu devirde bedenen sağ olsaydı, Adnan Oktar denilen Sabetayistin bu sözlerinin ardından ashabına ne emir verirdi?

Bu kadar basit mi yüz milyonlarca Müslümanın dini değerlerini tahkir etmek? Bir de bunu sırıta sırıta ve meydan okur bir tavırla yapabilmek?

SIRADIŞI BİR MOSSAD AJANININ VE CEMAATİNİN DERİN KÖKLERİ - Adnan Oktar

SIRADIŞI BİR MOSSAD AJANININ VE CEMAATİNİN DERİN KÖKLERİ - Adnan Oktar
SIRADIŞI BİR MOSSAD AJANININ VE CEMAATİNİN DERİN KÖKLERİ - Adnan Oktar

İÇİNDEKİLER:



1. BÖLÜM

- Kim bu Adnan?
- Sorunlu bir çocukluk.
- Kripto Yahudi bir ailenin ferdi.
- Üvey babanın zulmü.
- 1986'da ne oldu da Adnan Mehdi oldu?
- Adnan Oktar mı, Adnan Arslanoğulları mı?
- 19'un mucizesi ve Adnan Arslanoğulları.
- "O, yüz senede bir gelen kurtarıcı ve mehdi."
- Lise yıllarında Mehdi ile ilgili kitap okumuş ve…



2. BÖLÜM

- Adnan Oktar ve şantaj
- Adnan Oktar ve mikro kameralı seks tuzakları
- BAV bir şantaj ve karalama teşkilatı mı?
- Sadece CIA ve MOSSAD'da olan mikro kameraları Adnan'a kim verdi?
- Adnan'ın Tansu Çiller'i rakiplerine karşı desteklemesinin sebebi   Sabetayist dayanışma mıydı?
- İç İşleri Bakanı Tantan, neden "Adnan Oktar APO kadar tehlikelidir." dedi.
- Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük polisiye terör operasyonu   Adnan Oktar'a ve cemaatine yapıldı.
- MİT belgeleri müridlerin evinde ne arıyordu?
- Öğrencilere silah ruhsatlarını kimler verdi?
- Adnan’cılar, Terörle mücadele şubesini neden dinlediler?
- Savcılığın elindeki binlerce gizli kamera kayıtları ne oldu?
- "İmamlarım bana karı kız getirir."
- Hedefleri meclise sızmak mıydı?
- Cemaat yapılanması nasıl? Cariyelerin ve motorların görevleri ne?
- "Size günah gibi gelmesin. Ulvi bir hizmet yapıyorsunuz."
- Yatakta çok vahşi
- "Adnan Oktar beni elledi."
- "Köşeye sıkıştırmak istediğimiz kişilerin yüzlerini porno kasetlere montajlıyorduk."
- Adnan'ın mikro kameralı seks tuzağı uzmanını kim öldürdü?
- Neden yargının önünden adam kaçırdılar. Bahadır Güven'i MOSSAD mı sakladı?
- Gizli tanıklar neler anlattılar?
- Yakalandığı gece ona ikram edilen kadın neler söyledi?
- "Çırılçıplak soyup bakıyordu."
- Oral ve anal sekse cevaz ve müt'a nikahı.
- "Çok güzel göğüsleri var."
- Günde üç vakit, çıplak ve abdestsiz namaz.
- Özellikle üniversite öğrencilerini ve medyada gözükenleri çekiyorlar.
- Enkaza dönen genç kızlar.
- Adnan Oktar'ın örgüt içinde kod adı: "Ahmet Abi"
- Şantaj yaptığı ve şikayetçi olan ünlüler kimler?
- On bin kişiye gönderilen imzasız iftira faksı.



3. BÖLÜM

İnterneti kimler kontrol ediyor? Facebook Adnan Oktar'ı neden kolluyor?


interneti kimler kontrol ediyor - Facebook Adnan Oktar'ı neden kolluyor
interneti kimler kontrol ediyor - Facebook Adnan Oktar'ı neden kolluyor


İnternette cirit atan pek çok gizli güce örnek olarak CIA'in operasyonları verilebilir. Kurduğu yatırımcı şirket vasıtasıyla dev internet ve teknoloji firmalarına ortak olan veya ilişkide olduğu insanları yerleştiren CIA, bu sayede dijital dünyada büyük bir kontrol gücüne ulaşıyor.


BENJAMIN HARTLMAIER / CHIP DERGİSİ



Neredeyse bir milyar insan her gün Facebook'ta neyi sevdikle­rini, neler yaptıklarını, kimleri tanıdıklarını, nerelere gittikle­rini anı anına yayınlıyorlar. Gelecekteki planlan hakkında konuşuyor, işleri hakkında bilgi veriyor, ailesini, arkadaşları­nı, sevgilisini, duygularını ifşa ediyor, evinin, işyerinin adre­sini, otomobilinin plakasını veya evcil hayvanının fotoğrafını ka­yıt altına alıyorlar. Bu neredeyse, dünyadaki insanların yedide biri­nin, tüm yaşamının kaydını internete aktarması anlamına geliyor. Facebook da dünyada insanların kaydını tutan, en büyük kurum halline geliyor. Üstelik insanlık tarihi boyunca en büyük kayıt! Üs­telik tüm kullanıcılar bu kayıtları gönüllü oluşturuyor. Elbette, in­sanlar sosyal ağları kullanmanın böyle bir maliyeti olduğunu bile­rek bu konuda gönüllü oluyorlar. Facebook ve Google gibi dev in­ternet şirketlerinin bu verileri, kişisel reklamlar oluşturmak için ticari şirketlerle paylaştıklarını biliyorlar. Bu şirketlerin ayakta durması için reklam alması, reklam alabilmesi için de kullanıcıla­rın bazı verilerini paylaşmaları gerekiyor.

Peki ya, paylaşılan veriler sadece reklam amacıyla kullanılmı­yorsa? Ya Facebook'taki veya Twitter'daki ya da başka bir sosyal ağ­daki kişisel veriler kötü amaçlı insanların eline geçse? Örneğin, hükümetlerin ve gizli servislerin bu verileri ele geçirdiğini düşü­nün. Tarih boyunca, rakiplerini yok etmek için her türlü yolu kul­landığı bilinen bu kurumlar, aykırı sesler çıkaran muhalifleri sus­turmak hatta yok etmek için, sosyal ağlardaki gizli bilgilerini kulla­narak bu insanlara zarar vermez miydi?

Aslında kimse gizli bilgilerini gönüllü olarak gizli servislere ve hükümet ajanlarına vermek istemez. Ama internet sitelerinin bu­nu yaptığına dair çok önemli şüpheler var.

Facebook ve CIA bağlantısı!

İpin ucu MOSSAD'da ve Sanhedrin Hahamlarında... Adnan Oktar mağdurları için örnek bir savunma.

İpin ucu MOSSAD'da ve Sanhedrin Hahamlarında... Adnan Oktar mağdurları için örnek bir savunma.
İpin ucu MOSSAD'da ve Sanhedrin Hahamlarında... Adnan Oktar mağdurları için örnek bir savunma. 

Adnan Oktar’ı şahsen tanımam. Kendisini Harun Yahya müstear ismi ile yayınlanan CD’lerinden ve kitaplarından duyar ve takip etmeye çalışırdım. Bu kitap ve CD’lerde, İslama ve milletimize, devletimize  hizmet eden bir görüntüsü olmasına ve kitaplarının ve CD’lerinin çoğunun ücretsiz ya da maliyetine dağıtılıyor olmasına rağmen, sürekli kendisinden şüphe ettirecek bir hareket tarzı ile hazırlanmış olduğunu görmemek imkansızdı. Bu şüphelerime rağmen, ilk dönemde iyi niyetimle hareket edip, ben de milletime kültürel ve manevi anlamda hizmet etmek için bu şahsın CD’lerini elimdeki imkanları kullanarak kopyalar ve maliyetine dağıtırdım. Ama bir süre sonra, kendisi hakkında ciddi araştırma yapıp kalben mutmain olarak, şüphelerimi izale ederek hareket etmek istedim.

Gazete arşivlerinde ve internet siteleri arşivlerinde yaptığım araştırmalarda, biz yeni kuşak gençlerden gizlenilmek istenilen ve bize gösterilenin zıddında kapkara, şaibeli, vatana, millete ve devlete ihanet içerisinde olan bir Adnan Oktar ve çetesi olduğunu gördüm. Benim ilk dönemde aldandığım gibi birçok gencin de aldanabileceğini ve gerçekleri göremeyeceğini tahmin ederek şahsi bloglarımda bu bilgileri paylaşmak istedim.

Ulaştığım bilgiler, Vatana ve millete hizmet eden, milletimizin kültürel anlamda yükselmesini hedefleyen Adnan Oktar görüntüsünün dışında, gerçekte buna tam anlamı ile ters bir Adnan Oktar olduğunu gösterdi. Hepsini ülkemizin saygın gazete ve dergilerinden elde ettiğim ve tek tek ispat edebileceğim ve şahsi yoruma tabi tutmadan bloğumda yayınladığım bu bilgilere göre;
- Adnan Oktar “APO kadar tehlikeli, dış güçlerce kullanılan birisidir.” Bu ifade dönemin İçişleri Bakanı Sayın Sadettin Tantan’a aittir. Tantan, Adnan Oktar ve çetesine karşı yapılan, Cumhuriyet tarihinin en büyük polisiye terör operasyonunun emrini vermiştir. Bu operasyona özel eğitimli tam iki bin polis katılmıştır. Adnan Oktar DGM’de yargılanmış ama kilit adam Bahadır Güven’i tam on sene adalet mekanizmalarından kaçırarak ve davaları sinsice zaman aşımına uğratarak, haksız ve hukuksuz olarak serbest kalmıştır.
-Yine dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Hasan Özdemir’in ifadesi ile Adnan Oktar ve grubu, “Şantajcı, pislik ve çetecidirler.” Sayın Özdemir bu ifadeleri basın açıklaması olarak telaffuz etmiş ve ülkemizin en büyük ve en saygın gazeteleri bunu “En büyük şantaj çetesine gece yarısı baskını.” Ve “Nihayet” gibi başlıklarla haber yapmışlardır. Her paylaşımımda olduğu gibi hiçbir yoruma tabi tutmadan bunları da yayınlamaktan, altına da ilgili gazetenin tarihini ya da internet sitesindeki ilgili sayfanın linkini koymaktan başka bir şey yapmadım
-Yine, basın arşivinden de ulaşılabilinen bilgilere göre, Adnan Oktar, Paranoyak, Şizofren ve Megalomandır. Devletimizin sivil ve askeri olmak üzere, yedi ayrı hastanesi Adnan Oktar’a ayrı ayrı yedi kere “Akıl sağlığı yerinde değildir.” Raporu vermişlerdir. Yaklaşık on ay boyunca akıl hastanesinde müşahade altında tutulmuştur. Yine, ülkemizin, alanında otorite kabul edilen saygın bilim adamlarından sayın Doç. Dr. Sefa Saygılı’nın hususi olarak verdiği rapora göre de, Adnan Oktar, kendinin Müslümanlarca geleceği beklenen“Mehdi” olduğuna inanmış, Ankara’dan İstanbul’a taşındığı gün, Boğaz’da yanan geminin, “Tanrı’nın kendisini selamlaması olduğunu” iddia edebilecek derecede akli melekelerini kaybetmiş bir Paranoyaktır. (İlgili belgeler ve linkler yine davaya söz konusu olan bloğumda mevcuttur.)
-Adnan Oktar, yine basın arşivine yansımış ama günümüzde gizlemeye çalıştığı gerçeklere göre, kapkaranlık geçmişi olan biridir. Bu karanlık geçmişinin gerçek olduğunun en büyük ispatı, kendisine yapılan polis operasyonunun ardından gözaltına alındığında yaptığı itiraflardır. Bu itiraflara göre; Adnan Oktar, manevi duygularını sui istimal ederek aldattığı gençlere her türlü fenalığı yapmış, onları madden, manen ve cinsel anlamda sömürmüş ve köleler haline getirmiş, onların imkanlarını kendini ve çetesini kuvvetlendirmenin bir aracı haline getirmiştir. Bir çok genç kız ve erkek müridi, cinsi anlamda bir sapkınlığa sürüklenmiş, İslam’ın en temel esasları bu çete tarafından kendi kafalarına göre değiştirilerek, sapıklıklarına meşruiyet kazandırılmak istenmiştir.

Gizli tanık olarak ifade veren bir Adnan Oktar mağduru genç kızın ifadelerine göre, gruba katılan genç kızlardan, cemaat mensubu erkeklerle ilişkiye girmeleri talep edilmiş, bu yönde baskılar yapılmış ve “Siz günah işlemiyorsunuz. Ulvi bir hizmet yapıyorsunuz.” Denilecek kadar adileşilmiştir. 
Bu genç kız, bu yöndeki baskılar yüzünden istemeyerek tam 42 kişi ile cinsel ilişkiye girdiğini, Adnan Oktar’ın gruba katılan genç kızları çırıl çıplak soyarak elle kontrol ettiğini, bir çok kimse ile gayri meşru ilişkiye girdiğini ama cemaate bağlı erkeklere normal seks izni vermediğini, ancak oral ve anal sekse fetva verdiğini, oral ve anal ilişkinin günah olmadığı fetvasını verdiğini, cemaat mensubu kadınları ablalar, kardeşler, cariyeler ve motorlargibi kısımlara ayırdığını, motor denilen mensupların kendisinden istendiğinde cemaat mensubu bütün erkekler ile ilişkiye zorlandığını ve bütün bunların islam’da yeri olmamasına rağmen mensupların dini inançları, manevi duyguları sui istimal edilerek yapıldığını itiraf ve iddia etmiştir.

Aynı şekilde bir çok gizli ve açık tanık da bu şekilde mağdur edildikleri ve bu bilgilerin doğru olduğu yönünde ifade vermişlerdir. Bütün bu sapkınlıklara ve rezilliklere rağmen Adnan Oktar hiç bir zaman mahkum edilememiştir. Adnan Oktar’ın Müslümanları sinsice ve Müslüman gibi gözüküp aldatarak, ensest ilişkiye sevk edecek sapıkça açıklamalarını youtube’da kolaylıkla bulmak mümkündür. Türk ahlak yapısının ve aile yapısının korunması ve böylelikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekasının korunması için Adnan Oktar ve çetesi devletimizin uzman bilirkişileri tarafından en ince detaya kadar incelenmeli ve gereği yapılmalıdır.

Adnan Oktar, basının ele geçirip yayınladığı polisteki ifadesinde, bunları ve bir çok adi suçlarını itiraf etmiştir. Durum bu derecede vahim iken ve bu yapılanma daha da güçlenerek daha büyük bir toplumsal sorun ve devlet güvenliğini tehdit edecek derece büyük bir sapık cemaat ya da tarikat halini alıyorken, bunları halkın önüne çıkartıp halkı bu tehlikelere karşı uyaran bendenizin suç işlediğini iddia etmek kelimenin tam anlamı ile iftira niteliği taşımaktadır. Bendeniz, bunları, kaynaklarını da vererek şahsi bloglarımda yayınlamaktan başka bir şey yapmadım. Kendimi adalet mekanizmalarının yerine koymadım. Kimseye yargısız infaz yapmadım. Karalama yapmadım. Devletimizin uzmanlarının yedi kere ayrı ayrı deli raporu verdiği bir kimseye deli demenin de suç veya karalama olduğunu düşünmedim. Düşünemem. Bunu da insanların özürleri ile dalga geçmek  için değil, Adnan Oktar’ı “hoca” yada “mehdi” diye kabul eden saf/temiz niyetli insanları durumun vehametinden haberdar etmek ve bu deliyi oynatanların tuzaklarından korumak için yaptım. Hali hazırda binlerce aile Adnan Oktar’ın bu hareketlerinden dolayı mağdur olmuş ve evlatlarını yaşarken kaybetmişken, bu ikazları ve paylaşımlarımı, yerine getirilmesi  zaruri  bir ferdi mesuliyet olarak kabul ettim.

Zaten çekirdek/has kadrosunun çoğu, kendisi gibi gizli Yahudi ve Sabetayist olan Adnan Oktar’ın gerçek anlamda Türk milletinin geleceğinin, maddi ve manevi kuvvetinin, devletimizin bekasının; halkın sağlıklı bir karakter yapısı olmasına bağlı olduğu gibi dertleri/sıkıntıları yoktur. Kendilerini millete hizmet ediyormuş gibi göstererek tam aksine, bu kavramlara ve toplumsal müesseselere savaş açmışlardır. Her zaman Makyavelist bir hareket tarzı ile hareket edip “zafere ulaşmak için her yol meşrudur.” Diyecek kadar adileşen tipik bir Yahudi dava anlayışını sergilemektedirler. Bu ifadelerim de Yahudi karşıtlığı olarak değerlendirilmemelidir. Yahudilerin ekserisinin, bulundukları ülkelerde gerçek kimlikleri ile değil de içinde bulundukları toplumların kimlikleri ile yaşadıkları, buna rağmen kendi Yahudi menfaatlerine göre hareket edip bu toplumlara ihanet ettikleri, hatta bu ihanetlerinde sınır tanımadıkları, akla gelen her yöntemi meşru kabul ettikleri, Makyavelist oldukları, tarih boyunca binlerce kere ispat edilmiş  gerçeklerdir. Şu anda söz konusu olan Adnan Oktar meselesi de bunların tipik bir tekrarından başka bir şey değildir.

Bloğumda yaptığım bir paylaşımda, tek tek isimlerini vererek ispat ettiğim gibi Adnan Oktar’ın yakın çalışma arkadaşları, hep gizli Yahudiler ve Sabetayistlerdir. Bunlardan deşifre olan bazılarının, “Biz döndük, gerçekten Müslüman olduk.” Açıklamaları gerçeği yansıtmamaktadır. Zira aynası iştir kişinin lafa bakılmaz. Yaptıkları bütün hareketler, gayretler, bilinçli olarak yapılıyor ve Türkiye’deki Müslümanlar arasında sapkın, çok büyük bir akım çıkartılarak, “Mehdilik” aldatmacası ile Türkiye kamuoyunun İsrail’in güvenliğine ve Büyük İsrail’in kurulmasına, Büyük Ortadoğu projesi’ne uygun olarak düzenlenmesi, manipüle edilmesi amaçlanıyor. Zira bu Kripto Yahudilerin hedeflerine göre 1997 yılında, Nil Nehrinden Fırat Nehrine kadar, ülkemizin Güneydoğu topraklarının da sınırları içinde kaldığı Büyük İsrail Devleti’nin kurulması gerekiyordu.

Yeri geldiğinde “İsrail’e atom bombası atanın, gökkubeyi başına yıkarız.” Ve “Yahudiler bizim kardeşlerimiz, tertemiz insanlar onlar, peygamber soyu onlar. Bizim kaynaklarımız Kur’an ve Tevrat’tır.” Tarzında samimiyetten uzak ve temel İslami hükümlere bile zıt ve tamamen politik/siyasi amaçlı açıklamalar da Adnan Oktar ve gizli Yahudi çetesinin mensupları tarafından yapılıyor. Her meselede, halkın böyle bir talebi olmamasına rağmen, kameralar önüne geçerek, devlet lideri veya yetkilisi edası ile açıklamalar yapılmakta ve Türk toplumu üzerinde nüfuz sağlanmaya çalışılmaktadır. Halbuki tertemiz olan geçmişteki Yahudiler ile, şimdi terör faaliyetleri ile İsrail’i kuran ve yine devlet terörü ile bu devleti ayakta tutmaya çalışan Yahudileri hangi samimi Müslüman bir tutabilir? “Filistin’li çocukların kanlarını içmek istiyorum.” Diye açıklama yapan, Kapodakya’ya kadar topraklarımızın da içinde kaldığı alanı kendi vatanları(vaad edilmiş topraklar) ilan edip alacaklarını açıklayan Yahudiler, nasıl Türk toplumuna kardeş/dost/müttefik olarak gösterilebilir? İzah edilmeye çalışılan mesele budur. Bu bir istihbari, hain çalışma değildir de nedir? Bu aynı zamanda bir nüfuz casusluğudur. Adnan Oktar ve yapılanması tamamen İsrail ve Mossad kontrolünde hareket eden, sinsice Müslüman gözüken ve aslında gizli Yahudilerden oluşan ve Türkleri aldatan bir yapılanmadır.

Adnan Oktar ismi, Ergenekon davasında “İsrail’in adamı.” Ve “Siyonizme karşı mücadele veriyor gözükürken aslında Siyonizmin reklamını yapan ajan.”, “İsrail tarafından finanse edilen kişi.” Olarak geçmiştir. Hala daha soy isminin “Oktar” mı yoksa “Arslanoğulları” mı olduğu, şayet gerçek soy ismi “Arslanoğulları” ise neden “Oktar” ı seçtiği, kendisini sembol gibi kullanıp oynatanlardan biri olan Sabetayist Oktar Babuna’nın isminin de Oktar olmasının tesadüf olup olmadığı, Oktar kelimesinin Türkiye’de yaşayan Kripto Yahudiler tarafından birbirlerini tanımak yolunda kullanılan bir  şifre olarak kullanılıp kullanılmadığı yönündeki soru işaretlerine cevap vermeyi tercih etmemişlerdir. Aynı şekilde Oktar Babuna’nın iddia edildiği gibi ilik kanseri olup olmadığı, bu bahane ile toplanılan 120 bin kan örneklerinin ne olduğu, kan örneği veren iyi niyetli yardımsever bazı vatandaşlarımızın telefonla aranarak “İlik nakli için uygun değilsiniz. Ama isterseniz organ nakli yapabilirsiniz. Organ verebilirsiniz” Denilip denilmediği de resmi makamlarca araştırılmamıştır. Halbuki devrin vazife başındaki sağlık bakanı bile bu hususta şikayetçi olmuş ve kamuoyunu ikaz etmiştir. Bazı vatandaşların, basına da yansıyan bu iddiaları/suçlamaları da unutturulmuştur. Bütün bunlar ve benzeri binlerce durum, kurulacak bir bilirkişi heyeti/yetkili kurul ya da özel yetkili mahkeme ile derhal gün yüzüne çıkartılması gereken ve devletimizin, vatanımızın bölünmez bütünlüğünü ilgilendiren hayati ehemmiyete sahip soru işaretleridir. Dünya genelinde Organ ticaretinin, Yahudi hahamlarının kontrollerinde olduğu, ispat edilmiş ve göz önünde bulundurulması gereken bir gerçektir. Sadece bu akıl almaz zenginliklerinin nereden kaynaklandığı sorusunun cevabı araştırıldığında bile çok kısa sürede çok vahim gerçeklere ulaşılabilecektir. Yukarıda da zikrettiğim gibi bunların dava anlayışları Makyavelisttir. İftira, yalan, karalama, şantaj, cinayet, tehdit, organ ticareti, uyuşturucu ve insan ticareti de dahil akla gelen herhangi bir kötü hareketlerinden kendilerine manevi bir mesuliyet olmadığına, bu hareketlerinden hesaba çekilmeyeceklerine, Goyimlerin(Yahudi olmayan bütün diğer milletlerin) insan bile olmadıklarına, kendilerine hizmet etmesi gereken kır hayvanları mesabesinde olduklarına inanmaktadırlar. Tarifi mümkün olmayan bu denli adi hareket tarzlarının temel dayanak noktası da bu sapkınca inançlarıdır. Bu sapkın inançları o kadar dehşet verici hallere ulaşmıştır ki, insan kanı içmeyi, diri diri insan yakmayı, bebekleri katl etmeyi dahi ibadet sayabilmişlerdir. Bunlar için Yahudi olmayanların hiçbir hak ve hürriyeti yoktur.

Zaten 7 kere deli raporlu Adnan Oktar, sadece bir maskot/sembol olarak halkın huzuruna çıkartılmakta ve kendisini bu gizli Yahudi ekip oynatmaktadır. Üç yüzden fazla kitabın yazarı olduğu iddia edilmesine rağmen Adnan Oktar en temel İslami ilimlerden bile yoksundur. Bunu, zikrettiğimiz Emniyetteki ifadesinde de kendi ağzı ile söylemiş ve kabul etmiştir. Yine yaklaşık bir saat süren ifadesinin başında Arapça bildiğini ifade etmiş, ifadenin sonuna doğru ise Arapça bilmediğini ve hiçbir dini eğitiminin olmadığını, şantaj yaptığını, müridleri ile aşk yaşadığını söylemiştir. Hafızası bir saat önce ne yalan söylediğini hatırlayamayacak derecede sıkıntılıdır. Rahatsızdır. Yine bir televizyon kanalında, yaratılışı ispat edip Darwinizmi çökerten biri olarak topluma lanse edildiği halde, yaratılışı ispat eden bir tek ayet meali olsun okuyamamış ve kendisinin ve kendisini oynatan yapılanmanın her ama her konuda iki yüzlü, samimiyetsiz ve haince hareket ettiklerini ispat etmiştir. Temiz niyetli Türkiye Müslümanlarına Materyalizmi bitiren bir kahraman gibi tanıtılan Adnan Oktar, hiçbir zaman Materyalizmi savunan profesörlerin “Karşıma çık canlı yayında tartışalım.” Taleplerine olumlu yanıt verememiştir. Bu profesörlerin bazılarının dünyaca meşhur internet sitelerine Türkiye’den erişim yasağı koydurtmuştur. Adnan Oktar’ın bu yasaklatma hareketleri artık bir sansür halini almıştır. Bu yasaklatma kararlarının bir çoğunun isabetsiz olduğu da ülkemizin ünlü hukukçuları tarafından basına/halka gerekçeleri ile izah edilmiştir. Aynı şekilde Adnan Oktar, geçmişte kendi cemaatine mensup olup da daha sonra ayrılan gençlerin telefonla olsun programına katılmalarına, savunma haklarını kullanmalarına asla müsaade etmemiştir. Bir önemli nokta da, kendisine hakaret edildiği iddiası ile herkesi dava eden ve sitelerini yasaklatan Adnan Oktar’ın, kendi TV kanalında izleyicilerinin bir kısmına, muhaliflerine, kendisini haklı gerekçelerle eleştiren bir çok isme,  çok edepsiz, seviyesiz, bayağı kelimeler ile hakaret etmesidir. “ulan”, “Amerikan bizonu”, “Bayat turşu gibi herifler.” “Ahmak.”, “Cahil”, “İt herif”, “Köpek seni” gibi kelimeler ve kendi bozuk psikolojisi ile benzeri şekilde türettiği acayip kelimeler ile her tarafa hakaretler savurduğu, kendisini izleyen  herkesçe bilinen gerçeklerdir. Yine, bendenizi, şahsıma iftira atarak, kanaat önderlerine hakaret etmekle suçlayan Adnan Oktar’ın, Türkiye’deki Müslümanların istisnasız tamamı tarafından büyük alim ve dava adamı tanınan Merhum Mustafa Sabri Efendi hakkında, Kendi A9 TV’da, canlı yayında dakikalarca yaptığı hakaretler kendi TV arşivinden ulaşılabilecek misallerdendir. Adnan Oktar, neresinden tutulursa elinizde kalan kokuşmuş bir isimdir. Ekibi de aynı kendisi gibidir. Yapılan araştırmalar sonucunda Emniyet eski müdürü Sayın Hasan Özdemir’in “Çeteci bunlar, Şantajcı bunlar, pislik bunlar.” İfadelerinin ne kadar isabetli olduğu görülecektir.

Üzerinde kendi ismi bulunan kitaplarının tamamının ABD ve Avrupa’da yayınlanan telif eserlerin  tercümeleri olduğu ve bunların bile üçkağıt, intihal/edebi hırsızlık olduğu da ispat edilmiştir. Tercümelerin üzerine kendi ismini basarak yayınlamıştır. Abartısız yüzlerce telif eseri sahtekarlıkla çalmıştır. Kendisinin yazdığı iddia edilen bu kitaplardaki bilgilere, konulara kendisi vakıf değildir. Zaten bu ekibin baştan sona yaptığı hırsızlık, şantaj, çetecilik, tehdit, mikro kameralar ile seks tuzakları v.b. adi suçlardır. Mikro kameralı seks tuzaklarında kullandıkları Serkan Çiminli isimli bir adamları da vurularak öldürülmüştür.

11. Kattan atlamak ya da Boğaz köprüsünden atlamak sureti ile intihar ettiği iddia edilen birçok bağlılarının/müridlerinin de gerçekten intihar etmedikleri, örgütten/çeteden ayrıldıkları için infaz edildikleri iddia edilmiştir. Diğer bütün konularda olduğu gibi bu konularda da Adnan Oktar ve çetesinin üzerlerine gidilememiştir. İçişleri Bakanı Sayın Sadettin Tantan ve Emniyet Müdürü Hasan Özdemir bile sonraki süreçte haksız davalara, suçlamalara boğulmuş ve çok sıkıntı çektirilmişlerdir. Oktar’a ve onu oynatan çeteye bu gücü dünya Masonluğunun ve uluslar arası çapta etkili Yahudi lobilerinin verdiği iddiaları ayyuka çıkmıştır. Zaten geçen sene kurdukları A9 TV adlı televizyon kanallarına, uluslar arası çapta Mason üstad-ı azamlarını çıkartarak kendilerini kimlerin desteklediklerini kendi kendilerine itiraf etmiş olmuşlardır. Bu programlardan birine katılan üstad Masonlar, Adnan Oktar’a tam destek verdiklerini bir gövde gösterisi şeklinde açıklamışlardır.

Devletimizin Başbakanlarından Mesut Yılmaz’a, önemli siyasetçi ve milletvekillerine, bürokratlara ve gazetecilere uzanan geniş yelpazede, bambaşka anlayış ve fikriyatın insanlarının tamamına şantaj yaptıklarını, kurdukları Bilim Araştırma Vakfı (BAV)’nı bu adi işlerinin merkezi haline getirdiklerini Adnan Oktar kendisi itiraf etmiştir. Aynı, cemaatten ayrılanları rezil rüsva, perişan etmek gibi prensipleri olduğunu itiraf etmesi gibi… Bu şantajlara, iftira ve karalamalarına karşı sayın Fatih Altaylı’nın ve dik duruş sergileyebilmiş birkaç istisna Türk vatandaşının verdiği hukuk mücadelesine bakılabilir. Zaten Adnan Oktar’ın kendisine ve çetesine polis operasyonu yapılmasının sebebi de yine herkese yaptıkları gibi zamanın DYP milletvekili Sayın Celal Adan’a da seks tuzağı yapmak istemeleridir. Buna teşebbüs ettiklerinde lüks bir otelde Celal Adan’ın adamları ile Oktar’ı oynatanların adamları kavga etmişler, sonra Sayın Adan’ın şikayeti ile hadisenin polise ve DGM’ye intikal etmesinin ardından yapılan operasyonlar ve bu operasyonlar sonucunda göz altına alındıklarında verdikleri kendi ifadeleri sonucu bütün bu pis/hain yüzleri meydana çıkmıştır.

Adnan Oktar’ın buz dağının görünen yüzü olduğu, onu oynatan güçlerin uluslar arası bir Yahudi lobisi olduğu, izah edildiği gibi bilerek ve istenerek birçok İslami hükmün değiştirildiği, bu değiştirmelerde hedefin ne olabileceği, bilirkişi titizliğinde araştırıldığında sonuçta karşımıza Büyük İsrail projesinin çıktığı, Oktar ve Onu oynatan çetenin MOSSAD korumasında olduğu, hareket tarzı ve strateji anlamında israil’in Sanhedrin hahamlarının kontrollerinde oldukları, Masonik bağlantılarını kullanarak binlerce siteyi haksız yere kapattırdıkları ve site yöneticilerini haksız sıkıntılara soktukları, yapılacak ciddi tetkiklerle meydana çıkartılabilecektir. Zaten kendisine polis operasyonu emrini veren dönemin İçişleri Bakanı Sayın Sadettin Tantan’ın, partisinin gurup toplantısında o zaman yaptığı açıklamada, “Adnan Oktar APO kadar tehlikelidir. İş hukuka intikal ettiğinde ve gerçekler meydana çıktığında ne demek istediğimi ve neden bu kadar büyük ve sert bir polis operasyonu yapıldığını daha iyi anlayacaksınız.” Mealindeki açıklaması göz önünde bulundurulmalıdır. Ve sayın Sadettin Tantan bu davaya çağrılarak neler bildiğini açıklaması istenmelidir.

Bloğumda paylaştıklarım kısaca özetlemeye çalıştığım bu ihanet ve adilik tablosunun gazete ve dergilere yansımış arşivlerinden başka bir şey değildir. Ve her paylaşımın altına da gerekli link ya da gazete adı ve tarihi kaynak olarak verilmiştir.

Adnan Oktar ve onu oynatan dış destekli Masonik ve Yahudi çete, bütün bu çirkin yüzlerini gizlemek ve çok emek ve para harcadıkları bu hain projelerini sonuçlandırıp gerçekleştirmek için, son dönemde iyice popüler olan sosyal paylaşım sitelerinde, bunları paylaşan her vatansever ve samimi Türk gencini, yasal anlamda kıskaca alıp sıkıntı vermek ve bezdirmek için, iftiralara varan adi hareketlerle dava yağmuruna tutmaktadırlar. Abartısız binlerce sayfa ve site yöneticisi  Adnan Oktar tarafından dava edilmiştir. Bunların içinde elbetteki hakaret ve suç unsuru taşıyan ve haklı olarak dava açılanlar da vardır. Lakin bu grup, haklarında yapılan yorumsuz, haber tarzındaki paylaşımları da ya da en ufak bir tenkidi de bir suç kabul ederek derhal dava açmaktadırlar. Özellikle son bir sene içerisinde bu haksız davalar ile site ve sayfa yöneticileri haksız olarak korkutulmuş ve yüz binlerce paylaşım kaldırılmıştır. (Sadece bir siteden aleyhindeki tam on bin yorum/paylaşım kaldırılmıştır) Davalar ise dikkat çekici olarak hep aynı mahkemelerde ve aynı hakimlerde görülmektedir. (Bu hususta Vatan gazetesinin internet sitesinin kapatılması haberinde yeterli bilgi mevcuttur. Bloğumda kolayca bulunabilir.)

 Şahsıma ait bloglarımda kendisine dair hiçbir karalama, küçük düşürme, hakaret gibi suçların bulunmadığını gördüklerinden, bendenizi devlet büyüklerimize ve kanaat önderlerine hakaret ettiğim iddiası ile şikayet etmişlerdir. Hatta gerçek olmadığını çok net bilmelerine rağmen bendenizi suç örgütü kurmak, çete liderliği yapmak ve devletimizin manevi şahsiyetini tahkir etmekle suçlamışlardır. Ben dahil olmak üzere şikayetçi oldukları kişilere karşı hazırladıkları şikayet dilekçelerinde de türlü türlü sahtekarlık yapmaktan geri durmamışlardır. Tek başına bu hareketleri bile suçtur ve nasıl bir iki yüzlülük ve sahtekarlık ile hareket ettiklerinin en net delillerindendir.  Bloglarımda yayınladığım paylaşımlarımın tümü ve kanaat önderlerine dair eleştiri içeren paylaşımların tümü, ülkemizin ciddi akademik seviyeli, her biri alanında ya Prof. Ya da doçent olan tarihçilerimizin ya da İslami ilimlerde ehil kişilerin yazdığı ve yine ülkemizde serbestçe basılı olarak yayınlanan ciddi ve meşhur tarih dergilerinden, gazetelerden ve internet sitelerinden alınmış yazılar/makaleler/araştırmalardır. Aynı şekilde, yurtdışındaki saygın ilim adamları ve köşe yazarlarından alınmış makalelerdir. Eleştiri ile hakareti birbirinden ayırabilecek olan bu Adnan Oktar ve onu oynatan çetenin, bu yaptıkları da samimi olmayan hareketlerdir. Bu paylaşımların pek çoğu, ben bloğumda yayınlamadan önce belki de ülkemizdeki yüzlerce ciddi yayın organında yayınlanmışlardır. Bazılarının ilk yayın tarihi 1993 olan bu makalelerin sanki tarafımdan yazılmış ve hakaret içeren, suç olan yazılarmış gibi gösterilmesi ve ilgisiz alakasız paylaşımların çıktılarının art arda alınarak dava dosyasına suç unsuru olarak konulması bile ayrıca göz önünde bulundurulması gereken adi bir hareket tarzıdır.İftiradır. Samimiyetsizliktir.

Kendi çirkin yüzlerini meydana çıkartmak isteyen herkese yaptıkları gibi bana da çirkin iftiralar ile sıkıntı vermek istemektedirler. Kamuoyunda Şeyh Abdülkerim ismi ile meşhur olan kişinin iddialarına göre, Cübbeli Ahmet Hoca ismiyle anılan Ahmet Mahmut Ünlü’ye de montaj ile seks kasedini Adnan Oktar ve ekibi yapmıştır. Zaten Oktar, Emniyetteki ifadesinde “Birçok kimsenin yüzlerini, porno kasetlerine montajlayarak bu kişilere şantaj yaptıklarını ve bundan büyük bir gelir elde ettiklerini ama avukatlarının ikazı ile bundan 1997’de vazgeçtiklerini” itiraf etmiştir. Anlaşılan o ki, binlerce sözleri gibi bu da adaletin pençesinden kurtulmak için bir taktiktir ve bu adi hareketten de vazgeçmemişlerdir. Şeyh Abdülkerim denilen kişi, bu ve benzeri bir çok gerçeği ifade ettikten kısa bir süre sonra aniden ölmüş ve ölümü ancak aylar sonra kamuoyuna duyurulmuştur. Her şeye dava açan Adnan Oktar “Abdülkerim’i Adnan Oktar öldürttü. Zaten Adnan Oktar onu ölümle tehdit etmişti.Abdülkerim, Adnan Oktar’ın kendisine hakaret ettiğini ve ölümle tehdit ettiğini şu videosunda açıklamıştı.” Tarzında yapılan paylaşımlara her nedense dava açmamayı ve dikkat çekici şekilde suskun kalmayı tercih etmiştir. Şeyh Abdülkerim denilen kişinin Adnan Oktar ve çetesinin gerçek yüzünü içeriden görüp bilen biri ağzı ile anlattıkları ve kendisini Adnan Oktar’ın ölümle tehdit ettiği yönündeki açıklamaları Youtube’da hala mevcuttur.

Bloglarımın, konularında uzman kişiler tarafından incelemesini, her hangi bir suç unsuru bulunmadığının belirlenmesini, Adnan Oktar’ın şikayetlerinin ardından iletişim başkanlığı tarafından uygulanan Türkiye’den erişim yasağının son bulmasını ve gençliğini heva ve hevesinin peşinde harcamak yerine, vatana ve millete nasıl faydalı oluruz derdi ile harcayan, bu şekilde kendini parçalayan cevherlerimizin, Adnan Oktar ve onu oynatan uluslar arası çetenin haksız ve hukuksuz baskılarından korunmasını, devletimizin bir baba misali korumasını, bu değerli gençlerimiz üzerine kolunu kanadını germesini, Adnan Oktar ve çetesine bunca suçlarından ötürü kamu davası açılmasını, vatana ihanet, dış güçlere taşeronluk, yabancı istihbarat servisleri ile işbirliği, Ajanlık, Türk halkını aldatmak, Türk ve Müslüman kimliğine bürünerek Yahudilik ve İsrail menfaatlerine çalışmak, Vaad edilmiş topraklar ideallerini gerçekleştirmek için Türkiye’nin bölünmesini hedeflemek, Masonluğun emrinde çalışarak devlet yetkililerimize kadar herkese şantaj yapmak, tehdit etmek, şaibeli ölümlere isimlerinin karışması  gibi suçlarının bilirkişilerimiz ve istihbarat birimlerimiz tarafından yapılacak tetkiklerle ispat edilmesini ve gereken her şeyin yapılmasını saygılarımla talep ederim.

|Mehmet Fahri Sertkaya
Akademi

Adnan'cıları tam iki bin polis bastı


Adnan'cıları tam iki bin polis bastı; en büyük şantaj çetesine geceyarısı darbesi

Nihayet 

En büyük şantaj çetesine geceyarısı darbesi

2000 polis aynı anda 45 evi bastı

DGM'nin isteği üzerine polisin şok baskınına uğrayan Bilim Araştırma Vakfı Fahri Başkanı Adnan Oktar, yani nam-ı diğer Adnan Hoca ve 75 müridi gözaltına alındı. Adnan Hoca'nın ve müritlerinin evlerinde yapılan aramalarda, ünlü isimlere şantaj için hazırlanmış çok sayıda video kaseti, fotoğraf ve belge ele geçirildi, bilgisayarlara el konuldu.



İSTANBUL'da önceki geceyarısı, DGM'nin talebi üzerine Adnan Hocacılara yönelik çete operasyonu düzenleyen polis, şantaj ve tehdit şebekesi kurmakla suçlanan Bilim Araştırma Vakfı Fahri Başkanı Adnan Oktar ve 75 müridini gözaltına aldı. Yaklaşık 2000 polisin katıldığı operasyonda, 45 ayrı adrese aynı anda baskın yapıldı. Birbirleriyle haberleşme fırsatı verilmeden gözaltına alınan alınan Bilim Araştırma Vakfı üyelerinin evlerinde yapılan aramada, ünlü isimlere şantaj için hazırlanmış çok sayıda video kaseti, fotoğraf ve belge ele geçirildiği, bilgisayarlara el konulduğu bildirildi.


SEKS TUZAĞI KURMUŞLAR

Adnan Hoca ve müritlerinin, son dönemde eski İstanbul Valilerinden biri ile yine İstanbul'da görev yapmış eski bir emniyet müdürüne seks tuzağı kurdukları iddia edildi. Her 2 bürokrata da kadın yollayıp, sevişirken gizli kameralarla aldıkları görüntülerle şantaj yaptıkları öne sürüldü. Hocacıların, zengin ailelerin kızlarını da, kendilerine ait lüks yatlarda seks tuzağına üşürüp çıplak fotoğraflarını çektiklerini, bu fotoğraflarla ailelerine şantaj yaptıkları bildirildi. Adnan Hoca'nın müritlerinin, geçtiğimiz eylül ayında Ceylan İntercontinental Otel'de tartıştıkları DYP İstanbul Eski İl Başkanı ve Milletvekili Celal Adan'ın 14 yaşındaki çocuğunun arkadaşlarının ev adreslerini tespit ettikleri, babasıyla ilgili iftira dolu mektuplar gönderdikleri ileri sürüldü.


TORBALAR DOLUSU BELGE

Bilim Araştırma Vakfı Başkanı Tarkan Yavaş, Sekreter Adnan Tınarlıoğlu, Vakıf sözcüsü Bahadır Güven, yönetimde görevliÖzgür Polat, Fırat Develioğlu'nun da gözaltına alındığı operasyonların, vakfın Türkiye genelindeki üyelerine yönelik de sürdürüldüğü, bu nedenle başka illerde de gözaltına alınanlar olduğu öğrenildi. Vakıf üyelerinin kullandığı Silivri Fenerköy'deki Pembe Köşk adlı çiftliğe de dün sabah saatlerinde baskın yapıldı. 40 dönüm ormanlık arazi üzerindeki, atların, ahırların bulunduğu çiftlikteki torbalar dolusu belgeye el konuldu. Bu arada operasyonu haber alarak yurtdışına kaçmaya çalışan bir kişinin de Atatürk Havalimanı'nda gözaltına alındığı öğrenildi.


ADNAN HOCA EMNİYET'TE

DYP Genel Başkanı Tansu Çiller'e 20 Kasım 1999 tarihinde Ankara Atatürk Spor Salonu'nda yapılacak büyük kongre öncesi destek kararı alan Bilim Araştırma Vakfı'nın Fahri Başkanı,Adnan Hoca lákaplı Adnan Oktar'ın, Kandilli sırtlarındaki 30 dönüm arazi üzerindeki evini, önceki gece 03.00 sıralarında Terörle Mücadele ile Organize Suçlar ve Silah kaçakçılık Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler bastı. Evin çevresinde 30 kadar polis güvenlik önlemi aldı. Adnan Oktar'ın saray yavrusu gibi evinde arama sabaha kadar sürdü. Gözaltına alınan Adnan Oktar,sabah saatlerinde önce Beylerbeyi'ndeki Sabancı Polis Karakolu'na, ardından da 09.00 sıralarında Vatan Caddesi'ndeki Emniyet Müdürlüğü'ne getirildi.


DİSKETLER İNCELENİYOR

Bilim Araştırma Vakfı'nın Fatih'teki merkezinden ve üyelerin evlerinden elde edilen dosya, kitap, kaset ve disketlerin de incelenmesine başlandı. Vakıf Başkanı Adnan Oktar ile diğer üyelerin avukatları da sabah saatlerinde geldikleri Emniyet Müdürlüğü'nde, müvekkilleri hakkında bilgi edinememekten yakındılar. Çok sayıda avukat, İstanbul Emniyet Müdürlüğü ile İstanbul DGM Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde girişimlerini sürdürürken, şu ana kadar henüz bir sonuç alamadılar. Bu arada, Organize Suçlar ve Silah Kaçakçılık Şube Müdürlüğü'nün bulunduğu B Blok'taki girişte bekleyen basın mensupları da, bu operasyon çerçevesinde dışarı çıkarıldı. Basın mensuplarının, tekrar içeri girmemeleri için B Blok önüne bir çevik kuvvet birimi yerleştirildi.



Gözaltında


Şok baskında gözaltına alınan Adnan Hoca lakaplı, Adnan Oktar'ın başı dertten kurtulmuyor. İstanbul DGM tarafından Ümmetçilik propagandası yaparak milli duyguları zedelemekle suçlanan Adnan Oktar 1986 yılında tutuklandı. 10 ay cezaevinde yattı. Adnan Oktar, 8 Temmuz 1991'de, İzmir Altınyunus'ta gözaltına alındı. Polis gözetiminde İstanbul'a getirilen Adnan Hoca'nın Ortaköy'deki evinde arama yapıldı. Kütüphanesinde jelatin kağıdına sarılı olarak 4 gram kokain bulundu. Adnan Oktar, İstanbul Nöbetçi Sulh Ceza Mahkemesi'nde tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakıldı. Hakkında, uyuşturucu madde kullanmak suçundan İstanbul 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nde 5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. Mahkeme aşamasında, Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu'ndan gelen raporla, Adnan Hoca'nın kanında 5 miligram kokain artığı bulunduğu ortaya çıktı. 1993 yılında delil yetersizliğinden beraat etti.



Kapalı Zarf operasyonu


İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, Adnan Hocacılar'a yönelik baskınlarda, terör operasyonlarında kullanılan ve 'Kapalı Zarf' adı verilen yöntemi uyguladıklarını açıkladı. Hasan Özdemir'in, Türkiye'deki gelmiş geçmiş en büyük çete operasyonu olarak nitelediği baskınlar başlamadan önce, adreslere gidecek amirlerle çok gizli bir toplantı yapıldı. Operasyonu yönetecek amirlere, gidecekleri adresler kapalı zarflar içinde teslim edildi. Zarfları, operesyon başlamadan yarım saat önce açmaları için amirler uyarıldı. Birimlerin başındaki amirlerin, operasyon başladıktan sonra birbirleriyle telsiz ve telefon görüşmeleri yapması da kesinlikle yasaklandı. 02.30'da operasyon başlatıldı. Zarfları açan birim amirleri, kendilerine verilen adreslere baskın düzenlediler. Operasyonun duyulmaması için, gözaltına alınan kişilerin, yakınlarıyla görüşmelerine izin verilmedi. İstanbul Emniyet Müdürü Hasan Özdemir, geceyarısı baskınlarını, ‘‘İstanbul halkı için yaptığımız en önemli operasyon. Bunlar bir çete. Vatandaşın, çoluğunu çocuğunu şantajla kaçırıyorlardı. Bir yılan haline gelmişlerdi. İstanbul'un kangreniydiler’’ diye değerlendirdi. Adnan Hocacılar'ın mağdur ettiği kişilerin şantaj nedeniyle şikáyetçi olamadığını öne süren Hasan Özdemir, ‘‘Şikáyetçi olsunlar. Kimliklerini kesinlikle gizli tutacağız’’ sözü verdi.



3.5 saat arayıp 1 poşet götürdüler


Polis, 03.00 sıralarında, lösemi hastası olan ve başlattığı kan bağışlama kampanyasıyla gündeme gelen Doktor Oktar Babuna'nın Erenköy Yeşillik Sokak 5 Numara'daki evine de baskın düzenledi. Polisler, 3.5 saat süren aramadan sonra ellerinde bir poşetle evden ayrıldılar. Polis ekiplerinin evden ayrılmasından sonra basın açıklaması yapan Doktor Oktar Babuna, ‘‘Evime gelen polisler çok kibar ve iyi davrandılar. Onlar bizi çok sevdiklerini söylediler. Böyle bir uygulamanın neden yapıldığını kendilerinde anlamamış. Ama ben dindar ve muhafazakár bir insanım. Geceyarısı bu şekilde evime girilmesini hiç de doğru bulmuyorum. 75 yaşındaki babam, bu ani geliş nedeniyle rahatsızlandı. Babama ait konferans dialarına ve bazı dini kitaplara el koydular. Bu konuyu devlet büyüklerimize kadar ileteceğim’’ dedi. Polisin ifadesini almadığını da belirten Dr. Babuna, evine yapılan baskının Bilim Araştırma Vakfı üyelerinin evlerine yapılan baskınla ilgili olduğu yolunda duyum aldığını da belirterek, ‘‘Ben Bilim Araştırma Vakfı'na üye değilim. Adnan Oktar'la topu topu bir iki kez görüştüm. Ama dindar ve muhafazakár bir insan olduğumu daha önce de belirtmiştim’’ dedi.



Müritlere kelepçe


Çizgi ötesi şık giyinen, parlak ceketlerinin altından, Smith Wesson tabancalarının kabzası şişkinlik yapan Adnan Hoca'nın yakışıklı müritleri, önceki gece düzenlenen en büyük çete operasyonuyla yakalandılar. Bilim Araştırma Vakfı'nın en çok tanınan üyelerinden, vakfın sözcüsü Bahadır Güven (eli silahlı), dün gözaltına alınan 75 kişinin arasındaydı. Vakfın Genel Sekreteri Adnan Tınarlıoğlu (solda üste), eski başkanı Ufuk Zeytinoğlu, eski manken Gülay Pınarbaşı, Halil Müftoğlu, Burak Abacı, sabaha karşı, ellerine kelepçe vurularak, Vatan Caddesi'ndeki Emniyet müdürlüğü'ne getirildiler.



Adnan Hocacılar: Masonların komplosu

ADNAN Hoca olarak tanınan, Bilim Araştırma Vakfı Fahri Başkanı Adnan Oktar ve vakıf üyelerinin evlerine önceki gece düzenlenen baskınlar, Bilim Araştırma Vakfı'nca ‘Hukuksuz’olarak nitelendirildi. Vakfın gönderdiği yazılı açıklamada şöyle denildi: ‘‘BAV, kurulduğu 1990 yılından bu yana Türk milletini bölücü ve komünist akımlara karşı fikri yönden bilinçlendirmektir. Dolayısıyla BAV'ın hizmetlerinden rahatsız olanlar, ancak bu hedeften rahatsız olan çevrelerdir. Bunlar özellikle bir kısım komünist odaklar ve masonik mahfillerdir. Özellikle vakfın komünist ideolojinin temeli olan Darwinizm'in geçersizliğini Türk toplumuna duyrmayı amaçlayan faaliyetleri bu odakları ciddi biçimde rahatsız etmiştir. ’’

13 Kasım 1999 Cumartesi
Hürriyet


http://webarsiv.hurriyet.com.tr/1999/11/13/156483.asp


Şeyh(!) Abdülkerim öldürüldü mü? Bu ani ölüm çok manidar oldu!

Adnan Oktar'ın çirkin yüzünü deşifre edenlere hep bir şeyler oluyor Şeyh Abdülkerim öldürüldü mü
Adnan Oktar'ın çirkin yüzünü deşifre edenlere hep bir şeyler oluyor Şeyh Abdülkerim öldürüldü mü


Ve, O adam aniden ÖLDÜ! Bu tuhaf ve ani ölüm çok manidar bulundu! 

Son dönemde Adnan Oktar’a çok sert muhalefet etmeye başlayan Şeyh Abdülkerim aniden ölüverdi. Bu ani ölüm kafaları karmakarışık etti. Abdülkerim son zamanlarda sık sık tehdit ediliğini söylüyordu.


Eskiden beri Adnan Oktar gurubuna dahil olup da sonra ayrılanların başlarına bir iş geliyordu. Gruptan ayrılan bir mürid (her nedense) 11. kattan atlamıştı(!), diğeri de Boğaz köprüsünden... Köprüden atlayarak intihar ettiği iddia edilen gencin babası yıllarca oğlunun öldürüldüğünü ve olayın görgü şahitlerinin bulunduğunu iddia etmişti.

Cübbeli Ahmet Hoca’nın başına gelenler ise zaten malum. Şeyh(!) Abdülkerim gibi Cübbeli de tehdit edildiğini kameraların karşısında defalarca söylemişti. Hakkında hazırlanan kaset bir seneye yakın medyada dolaşmış ama Cübbeli’yi karalamaya yetmemişti. Cübbeli “Bana diyor ki, reddiyelerden vazgeç. Yoksa daha kötü, erkek erkeğe gösteren bir kaset yayacağım meydaya.” iyerek, geçmişi şantaj ve sek kasetli şantaj olayları ile dolu olan Adnan Oktar’ı işaret ediyordu. Cübbeli de dik durdu ve şimdi içeride. Aylardır doğru düzgün bir yargılama bekliyor.

En son olarak, Şeyh Abdülkerim namıyla meşhur olan, sözde Şeyh Nazım Kıbrısi’nin talebesi de Adnan Oktar’a karşı sert mücadeleye girmiş ve onun alçak yüzünü kamera karşısında anlatmaya başlamıştı. 

Derken gayet sağlıklı ve dinç gözüken bu zatın da ölüm haberini aldık. 

“SAPIK” , “ONUN BUNUN ÇOCUĞU” , “KART ZAMPARA” , “SİYONİST UŞAĞI” Gibi çok çok ağır ifadeleri Adnan Oktar'ın suratına çarpan Abdulkerim’in, gayet dinamik ve enerjik olmasına rağmen bu süreçte şüpheli bir kalp krizi neticesinde hayata gözlerini yumması kafalarda soru işareti bıraktı. 

Son Sohbetlerinde Tehdid edildiğini belirten ve şehadetin kudsiyetinden bahseden Abdulkerim, “Nereyi işaret ediyorsunuz?” diye soruldugunda “BUNU HERKES BİLİYOR , SİZ Mİ BİLMİYORSUNUZ?” Demişti...

Büyük Adnan Oktar Projesi (B.A.O.P.)

Büyük Adnan Oktar Projesi (B.A.O.P.)
Büyük Adnan Oktar Projesi (B.A.O.P.)


İnternet sitelerinde Adnan Oktar'ın İsrail tarafından finanse edildiğine dair haberler okumuştunuz. Biz bu büyük oyunun ayrıntılarını ortaya çıkarıyoruz.

İSRAİL 50 YIL İLERİYİ DÜŞÜNDÜ

Şantaj, Para, Seks tuzakları ve Adnan Oktar

Şantaj, Para, Seks tuzakları ve Adnan Oktar

Adnan Oktar'ın ve 'müritleri'nin ifadelerinde, şantaj, para ve seks tuzakları oldukça ayrıntılı yer alıyor. Artık her düzeydeki kurbanlar sessizliklerini bozup bu çirkin oyunu açığa çıkarmalı
Adnan Oktar ve etrafındaki oluşumla ilgili olarak karşımıza çıkan gerçekler, Türkiye'de bu alandaki boşlukları göstermesi bakımından çok önemli.

Her türlü istismarın, cinsel sömürünün normal sayıldığı, normal ilişkilerin zina olarak değerlendirildiği Adnan Hoca örgütünde yer alan erkeklerin oluşturduğu 'kardeşler grubu', örgütün finans kaynağı olan şirketlerde çalışıyor. Kardeşler ayrıca kilit noktalardaki bazı şirketler, basın kuruluşları ve devlet dairelerine de 'sızmaya' çalışıyorlar. Bu amaçla da gene kendi örgütlerinin ağına düşürdükleri alımlı kızlardan yararlanıyorlar.

Örneğin her 'kardeşin' bir görevi de örgüte bilgi sağlanabilecek bazı kurumlarda çalışan genç kadınlarla ilişki kurmak. Bunların başında bilinmeyen numaralar servisi geliyor. Adnan Hocacılar tıpkı bir gizli servis veya mafya oluşumu gibi haberleşme merkezlerine sızmaya çalışıyorlar. Bu amaçla Emre Çalıkoğlu 118 servisinde çalışan Nalan Mahinur Tunalı ile tanışıyor.

1995 yılında başlayan bu arkadaşlık sonucunda, yakalandıkları güne kadar Adnan Oktar ve sözde imamları istedikleri her telefon numarasına ulaşıyor. Tabii adreslere de. Ayrıca cep telefonları ile yapılan görüşmelerle ilgili olarak çapraz sorgulama yapabilecek kadar çok belge ve bilgiye de ulaşıyorlar. Neden?

Ankara'da bu işi polis yaptı. Türkiye'de yer yerinden oynadı. Şimdi Adnancılar yapıyor ama suskunluk var. Türkiye'yi etkileyen onca çevre böyle bir skandal karşısında nasıl olup da susuyor!

Çoğunluğu yüksekokul mezunu olan 'kardeşler grubu' direkt Adnan Hoca'yla görüşen erkek imamların kontrolünde bulunuyor. Kardeşler, imamların kontrolünde hayatlarını sürdürüyor ve grubun amaçları doğrultusunda çalışma yapıyorlar. Erkek imamların en önemli görevlerinden birisi ise kardeşler grubuna kendi aralarında 'motor' adını taktıkları genç kızlar bulmak ve bunları ağlarına düşürerek, kardeşlerle sırayla veya toplu olarak ilişkilere girmelerini sağlamak. Zengin ve tanınmış ailelerin çocuklarının gönderildiği özel okullar, gittikleri barlar, eğlence ve alışveriş merkezleri imamların avlanma sahası. Örgütün içinde yer alan imam bacılar ve bacılar grubu direkt olarak Adnan Hoca'ya bağlı. Bu kişilerle ilişki yasak, konuşmak yasak.

Sadece Adnan Hoca'ya hesap veren ve sadece Hoca'yla görüşen bacılar, cemaat evlerinde kalıyor. Ev dediysek saray yavruları bunlar. Ayrıca yalıları da var.

Bacılarla evli kardeşler bazı günler dışında eşlerini ve çocuklarını göremiyor. Hoca müritlerin evlenmelerine sıcak bakmıyor. Evlenenlerin örgütten ayrılabileceği ve örgütün zayıflayacağına inanıyor. Bu nedenle, 1993 yılına kadar evlenenlerden nedense çoğu bacıların isteği ile evli oldukları kardeşlerden ayrılmış. İşte Adnan Oktar'ın polis ifadesinde bacılar grubunu tarifi:

"Kurmuş olduğumuz evlerde kalan müritlerimizin tüm ihtiyaçları örgüt tarafından sağlanır. Bayan imamlar ailelerinden ayrılıp bizim evlerimizde kalan bacıların bakımından sorumludur. Bacılar benim kitap yazma işlerimle ilgilenirler. Örgütlenme içinde bacılarla herhangi bir cinsel ilişkiye girmek yasaktır. Müritlerimin zengin, akıllı ve güzel olmalarına önem veririm. Bunun nedeni bu kişilerin çevrelerinin de geniş olması ve örgütün daha da güçlenmesini sağlamasıdır."

'Bahadır Güven bana kız bulurdu'

Yıllarca Masonluğu yerin dibine sokan adam 33. dereceden Mason çıktı; Kim bu Adnan Oktar? (Yada Harun Yahya?)

Yıllarca Masonluğu yerin dibine sokan adam 33. dereceden Mason çıktı;
Kim bu Adnan Oktar? (Yada Harun Yahya?)


Kim bu Adnan Oktar?

Adnan Oktar ismiyle malum zatın biyografisini uzun uzun anlatacak değilim…

İyi resim yapar, iç mimari ve dekorasyon konusunda zevk sahibidir, peyzaj da hakeza öyle!

Kısacası zevk ve güzellik hastası…

Adnan Oktar; bir dönemin Harun Yahya’sı: Darwinizm ve masonluğa karşı hakikatli ilmi kitaplar neşreden, medya karşısına hiç çıkmayan; sadece kitaplarıyla ve Anadolu’nun her yerinde Bilim Araştırma Vakfı (BAV) aracılığıyla düzenlenen konferanslarla gündeme gelen; hatta ismi konusunda “Erbakan’dır” şeklinde spekülasyonlar yapılan; az konuşan, beyaz saçlı, beyaz sakallı biri!

Adnan Oktar’ı Harun Yahya olarak tanıdım… 2000 yılının ortalarında cezaevinden çıktığında kendisiyle bir röportaj yapmak üzere Kadıköy Fenerbahçe’ye gitmiştim… Oktar’ın bulunduğu eve eşikten içeri adımımı ilk attığımda hissettiğim duygu ömrümde sanırım bir daha hissedemeyeceğim bir duyguydu…

“Sende islam‛ı görüyorum.” dediği kızları yatağa düşüren bir Mehdi(!); Adnan Oktar


“Sende islam‛ı görüyorum.” dediği kızları yatağa düşüren bir Mehdi(!); Adnan Oktar
“Sende islam‛ı görüyorum.” dediği kızları yatağa düşüren bir Mehdi(!); Adnan Oktar

Yakalandığı gece ona ikram edilen kadın 

Adnan Hoca tarikatını çökerten polis operasyonu yapıldığında Adnan Hoca, o gece müridlerinin sunduğu Elite Model Look finalisti Tuğçe ile birlikteydi

POLİS 12 Kasım gecesi Adnan Hoca tarikatına karşı operasyon başlattı. Tarikat evleri bir anda basıldı ve tarikat lideri Adnan Hoca "uygunsuz" bir haldeyken ele geçirildi. Hoca, o gece kendisine sunulan genç bir kızı koynuna almaya hazırlanırken yakalanmıştı.

Baskın sayesinde hayatı kurtulan bu genç kız Rüştü Uzel Kız Meslek Lisesi'nde okuyan 19 yaşındaki Tuğçe Doras'dı. Okulun en popüler kızlarından biri olan Tuğçe, Adnan Hoca'nın yatağına giden yola ilk adımı 1998-Elite Model Look Güzellik Yarışması'na katılarak atmıştı.

Yarışmanın 23 finalistinden biri olan Tuğçe, kamp sırasında Seçkin Pililer isimli genç kızla arkadaş oldu. Finalde Tuğçe ilk 10'a giremedi ancak Seçkin derece alarak ikinci oldu.

İkisi de Gaye Sökmen Ajansı'nda mankenliğe başladı. Arkadaşlıkları daha da sıkılaşmıştı. Bir gün Seçkin, erkek arkadaşından yeni ayrılan Tuğçe'yi yakışıklı, iyi giyimli ve kültürlü erkeklerle birlikte yemeğe götürdü. Ortam hoşuna gitmişti. Buluşmalar sıklaştı. Tuğçe artık geceleri geç saatlerde eve geliyor, cep telefonuyla uzun uzun, gizli görüşmeler yapıyordu. Ailesi huzursuzluğa kapılırken, okuldaki arkadaşları da farkettiler değişikliği. Genç kızın, etek boyu uzamış, din derslerine olan ilgisi artmış, elinden dini kitaplar düşmez olmuştu. Evde de sabah akşam namaz kılıyordu.


KADERİ DEĞİŞTİ

Tuğçe, birgün annesi ile birlikte Beyoğlu Muammer Karaca Tiyatrosu'nda bir panele katıldı. İşte o gün annesi Tuğçe'nin "Adnan Hocacılar"ın arasına düştüğünü anladı. Ancak, kızını o çevreden kopmaya ikna edemedi.

Tuğçe, artık tarikatın dini toplantılarına katılıyor, Seçkin ile birlikte "Kardeşler" denilen grupla görüşüyordu. Sonunda Adnan Hoca'yla tanıştı. Genç kızı Silivri'deki çiftlikte gören Adnan Oktar'ın ilk sözü, "Sende islamı görüyorum" oldu. Ve Hoca, o akşam, Tuğçe'nin Kandilli'deki villada kendisine getirilmesini istedi. Bahadır Güven, Tuğçe'ye Adnan Hoca'ya sunulmak üzere hazırlanmasını söyledi. Tuğçe, Adnan Hoca'nın cariyesi olacaktı. Ancak, polis baskını genç kızı bu tuzağa düşmekten kurtardı. Gözaltına alınanlar arasında Tuğçe de vardı. İlk başta konuşmak istemedi. Ama diğer genç kızların durumunu görünce nasıl bir uçurumun kenarından döndüğünü anladı. Ve tarikatın çirkin yüzünü bir bir anlattı.

Özkan ARSLAN-Bekir BATU-Tülay ACAR (SHA)


"Çırılçıplak soyup bakıyordu.."


Adnan Oktar'a bu gücü İsrail'li Patronları mı veriyor?

Adnan Oktar'a bu gücü İsrail'li Patronları mı veriyor?

İstediği kişilere istediği en ağır hakaretleri hem de isimlerini vererek açıkca ediyor ama okuyucu yorumları ile halkımız kendisini eleştirdiğinde bile doğrudan o siteyi sansürleyip kapattırabiliyor. Adnan Oktar denilen, binbir türlü müstear isim kullanan, asıl soyadının "Arslanoğulları" olduğu ve anneden de babadan da Yahudi soyundan geldiği, gerçek kimliğini gizlediği, etrafındaki etkili takım arkadaşlarının hep kripto/gizli Yahudi ve Sabetayistler olduğu iddia edilen bu adama bu gücü İsrail'li patronları mı veriyor? Adnan Oktar Meselesi Ülkemizin iç ve dış güvenliğini tehdit eder bir durum teşkil ediyor mu? Günümüzde iyice kökleştirilen ve devletimizin her kademesine tesir etmeye çalışan bu yapılanma, Milli Güvenlik Kurulu'nda ele alınmasını gerektirecek kadar derin mi?

___


"Sansür kararlarının dayanağı yok"


Leeds Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Yaman Akdeniz"e göre mahkeme kararıyla erişimi engellenen binden fazla sitenin bir kısmı kanunun yanlış yorumlanmasının kurbanı

İnternet sansürünün kitleselleşmesi kamuoyunda Adnan Hoca olarak bilinen Adnan Oktar’ın açtığı davalar sonucu gerçekleşti. Atatürk’e hakaret içeren videolar barındırdığı gerekçesiyle erişimi engellenen video paylaşım sitesi YouTube.com’un yarattığı yankıdan sonra en çok ses getirense Süper Lig maçlarının yayın haklarını elinde bulunduran Lig TV’nin yayın platformu Digiturk’ün Diyarbakır Mahkemesi’nde aldırdığı kararla Google’ın blog hizmeti blogger.com‘u engelletmesi oldu.

Bu süreçte akla takılan birçok soru oldu. Örneğin Blogger hizmetinde neden sadece korsan içeriği barındıranlar değil de bütün site engellenmişti? Futbol görüntülerinin hepsi farklı sitelerden alınıp Blogger içindeki sayfalara konmuşken neden video siteleri değil de Blogger kapatılmıştı? Ya da neden İstanbul’da kurulu Digiturk yine İstanbul’da ofisi bulunan Google’a karşı davayı Diyarbakır’da açmıştı? Bütün bu sorular bir yana, eğer dünyanın dört bir yanından milyonlarca insanın sitesini barındıran Blogger’ın sahibi Google olmasaydı ve avukatı Türkiye’de itiraz edip kararı değiştiremeseydi bugün hâlâ site erişilemez kalacaktı.

Uluslararası internet hukuku
 konusundaki çalışmalarıyla tanınan Londra Leeds Üniversitesi Hukuk Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr Yaman Akdeniz bütün bu tartışmaların aksine 25 milyona ulaşan Türk internet kullanıcılarını etkileyen bu kararların ‘kanunen’ hatalı olduğunu savunuyor.


Bu konuda Yrd. Doç. Dr. Kerem Altıparmak ile birlikte ‘İnternet: Girilmesi Tehlikeli ve Yasaktır: Türkiye’de İnternet İçerik Düzenlemesi ve Sansüre İlişkin Eleştirel Bir Değerlendirme’ başlıklı bir kitapçık hazırlayan Akdeniz, internet üstündeki düzenlemeleri, suç ve cezaları tanımlayan 5651 sayılı yasanın tamamen yanlış yorumlanıp uygulandığını iddia ediyor.

Seks objesine dönüştürülen kızlar... Çırılçıplak namazlar... Ne yaptığını zan ediyorsun sen Adnan Oktar?

Seks objesine dönüştürülen kızlar... Çırılçıplak namazlar... Ne yaptığını zan ediyorsun sen Adnan Oktar?
Seks objesine dönüştürülen kızlar... Çırılçıplak namazlar... Ne yaptığını zan ediyorsun sen Adnan Oktar?

Adnan Hoca davasında şok ifadeler

Grubun tuzağına düştüğünü iddia eden kızların ifadeleri tüyler ürpertiyor.

Bilim Araştırma Vakfı adı altında faaliyet gösteren, Adnan Hoca lakaplı Adnan Oktar ve adamlarının ağına düşerek yıllarca yanlarında kalan bir genç kızın “gizli tanık” olarak verdiği ifade cemaatin içyüzünü ortaya çıkardı. Seks objesine dönüştürülen genç kızın, hazırlanan iddianamedeki ifadesi tüyler ürpertti.

SUÇ işlemek için örgüt kurmak ve yönetmek suçlarından daha önce yargılanan ve 3 yıl hapse mahkûm edilen Adnan Oktar hakkında, İstanbul Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı yine aynı suçtan yeni bir iddianame hazırladı. Adnan Oktar ile ilgili soruşturma, 2006 yılının Kasımayında polise gelen bir ihbar telefonu ile başladı.

İddianamede, Bilim Araştırma Vakfı’nın onursal başkanı Adnan Hoca olarak tanınan Adnan Oktar’ın, “Suç işlemek için örgüt kurmak ve yönetmek” suçlarından 2 yıldan 6 yıla kadar hapsi istendi. İddianamede şikâyetçi olarak Lütfiye Semin Babuna, Türkan Akyüzalp, Fatma Emel Tezyapar, Firdes Işıldar, Ünal Uyguç yer alırken, Mihrinaz Tuba Babuna, Ebru Altan Akyüzalp, Ece Koç Uyguç mağdur olarak gösterildi. İddianamede şikâyetçilerin ifadelerine yer verilirken, Adnan Oktar liderliğindeki suç örgütünün genç kızları ailelerinden alıp kopardığı, eğitimleri ve öğrenimlerini yarım bırakmalarına sebep olunduğu anlatıldı. Oktar ile örgüte üye olmakla suçlanan 28 sanığın yargılanması istenilen iddianamedeki 3 nolu gizli tanığın ifadesi ise korkunç. O dönemde 16 yaşında olan gizli tanık, yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

ÇIRILÇIPLAK NAMAZ!

Konu başlıkları

15 temmuz 16 nisan 33. derece masonlar A9 TV abd abdullah öcalan abdülkadir selvi acun ılıcalı adamlık dini adil serdar saçan adnan hoca adnan hoca gerçekleri gizlemeye çalışıyor adnan hoca'nın kızları adnan hoca'nın seks tuzakları adnan menderes adnan oktar Adnan Oktar (Harun Yahya) adnan oktar apo kadar tehlikelidir adnan oktar cinayet adnan oktar çetesi adnan oktar davaları adnan oktar hain mi adnan oktar israil'e mi çalışıyor? adnan oktar kedi adnan oktar kimdir Adnan Oktar Kimdir adnan oktar kime çalışıyor adnan oktar mason mu adnan oktar mehdi mi adnan oktar paranoyak mı adnan oktar ruh hastası mı? adnan oktar siteleri neden kapattırıyor adnan oktar şantaj adnan oktar tv adnan oktar ve çetesine polis baskını adnan oktar ve çıplak namaz adnan oktar ve mossad adnan oktar ve nazım kıbrisi adnan oktar ve organ kaçakçılığı adnan oktar ve sabetayistler adnan oktar videoları Adnan oktar yahudi mi adnan oktar'a dava açmak adnan oktar'ın 46 raporu adnan oktar'ın aldığı cezalar adnan oktar'ın davaları adnan oktar'ın kızları adnan oktar'ın mahkemeleri adnan oktar'ın motorları adnan oktar'ın sapık fetvaları adnan oktar'ın zenginliğinin kaynağı adnan oktarın etrafı gizli yahudiler mi adnanoktar adnanoktar mehdi mi ahit'in çocukları ahmet gündel ahmet hulusi ahmet takan ahmet yavuz ahu paşakay ahu tuğba ak parti akademi akademi dergisi akıl hastası akit akp'nin gerçek yüzü aladağ yangını alev babuna ali erbaş ali tulum altuğ müştak berker altuğ revnak eti anadolu ajansı anal seks anayasa mahkemesi ankebut ağı ankebut operasyonu arizona armagedon askerlik aslı süme efeoglu aşı atatürk eşcinsel miydi atatürk gay miydi av serdar öztürk av. fatih mehmet doğan av. gülcan karakaş avrupa insan hakları mahkemesi avukat ceyhun gökdoğan avukat serdar öztürk ayça pars aydan saraçoğlu ayetullah humeyni aylin atmaca aylin kocaman ayşe arman dormen ayşe hüma babuna ayşe pınar akkaş ayşegül esra atik ayşegül hüma babuna ayşin altuniç güven aytunç erkin azerbaycan b'nai b'rith bacılar başkanlık bav beyaz tv bilderberg bilim araştırma vakfı binboğa sıddık yarman bora can yıldız bosna hersek bozulmuş tevrat BST yapı bülent arınç bülent ersoy büyük israil büyük israil projesi bylock caner taslaman canlı cansu canan özgen cem küçük cem sedat altan cevat babuna ceylan özgül ceza chp cia cia ajanı fethullah gülen cinsel istismar cinsel sapıklık cnn türk cumhurbaşkanı cübbeli ahmet hoca cüneyt özyaşar çağla saraç darbe tiyatrosu darwinizm deli raporu deprem derin devlet devlet bahçeli didem ürer dilek güngör dinler arası diyalog diyanet işleri başkanı doç dr. sefa saygılı donald trump ebru şimşek ebru yılmazatilla umur ece koç edip yüksel ehl-i sünnet ekşi sözlük emine mine kalça emre dorman emre yaşar ertüzün ensest aile içi sapıklık ensest ilişkiler ve adnan oktar ergenekon ergenekon davası erol simavi erol şimşek esat tyontuç eserleri esra saraçoğlu esrar evanjelistler evet fahrettin aslan faruk çelik fatih erbakan fatih tezcan fatma ceyda ertüzün fazilet partisi fehmi çalmuk ferhunde eda babuna fethullah gülen fetö fırat develioğlu fikret seçen franco frattini gerçek yüzü gizlenen gerçekler gizli dünya devleti gizli ermeniler gizli yahudiler global yayıncılık goyim gökalp barlan gülgün feyman gülgün göktan gülşah güçyetmez Gürkan Hacır güzin erkan onat haber türk habertürk hadi salihoğlu hahamlar haiti depremi halil hilmi müftüoğlu harun yahya harun yahya belgeselleri harun yahya kimdir harun yahya kitapları harun yahya videoları hayır hırsızlık hipnoz humeyni hür ve kabul edilmiş masonlar hürriyet hüsamettin özkan hüseyin avni mutlu ılgaz zorlu ibrahim seral köprülü ibrahim tuncer ibranice içimizdeki israil iftira ilik nakli inşaallah intihal / aşırma eserler intihar inuray tınar İslam'a zarar veriyorlar islamcılık israil israil ajanı italya izle Kabala kainatın ulu mimarı kan kampanyası kara mizah kara para kardeşler kartal iş kedicikler kenan oktar kerem hasanoğlu kıyamet alemetleri kızıl elma kızıl imamcılar kimdir kitapları koç üniversitesi korkutma korona köşe yazıları kripto Yahudiler kripyo yahudiler kurtlar vadisi pusu kürt yahudileri levent göktaş lions klübü lions klüpleri loca madde hayal mi maddenin ardındanki sır martin luther king mason listesi masonalr masonlar masonluk maşaallah materyalizm mavimarmara mehdi mehdi adnan oktar mehmet baransu mehmet coşkun pamir mehmet ender daban Mehmet Fahri Sertkaya mehmet noyan orcan mehmet şevket eygi melhame-i kübra melisa aslı pamuk meltem daban meral kalça mert sucu merve büyükbayrak mesut yar mevdudi mhp mikro kameralı seks tuzağı milli gazete milli görüş milliyet mine kırıkkanat miras mossad muazzez abacı muazzez ersoy muharref bozulmuş tevrat muharref tevrat muharrem ballı murat ünal mustafa keser muta nikahı necmettin erbakan nedim keçeli negehan alçı nevin özkan nil kalkavan nurculuk nuri özbudak nurşah aksoy nüfuz elde etmek oben karatepe oda tv oğuzhan asiltürk okan kaan bayülgen Oktar babana oktar babuna onur akay operasyon oral seks organ bağışı organ kaçakçılığı organ mafyası organ nakli osman durmuş osman sınav oy öldürüldü mü örgüt lideri pakraduniler pelin batu pınar tezcan pınar turan PKK polat türkmen pornocu kesetçi adnan oktar posta ptt pul müzesi rasim ozan kütahyalı recai kutan recep tayyip erdoğan referandum reza zarrab rotary klüpleri rtük rus ihtilali saadet partisi sabetay sevi sabetaycılar sabetayist listesi sabetayistler sabetayistlerin şifreleri sabetayistlik sabetayizm sadettin tantan sağlık bakanı said-i nursi sanhedrin hahamları sansür satanizm savaş kalafat savcı sebahattin önkibar seçim sefa saygılı selahattin demirtaş serdar dayanık seyret seyyid mi show tv siyasal islam siyonist israil siyonistler siyonizm slider sosyal ağlar sözcü suç suikast suprem konsey suriye sorunu süleyman demirel süleyman soylu süleymancılar cemaati süprem konsey şener şen şeyh abdülkerim şiilik şikayet şizofren taciz ve tecavüz tahsin akkaş talat halman tarkan yavaş tbmm tevrat teyfur erdoğdu TGRT tımarhane trt tuğçe eyilik tuncay opçin tuncay tokay tunçay tokay turgay ciner tülay kumaşcı tv8 ukrayna uyuşturucu ünlü sabetaycılar üsteğmen serdar öztürk Vahdet-i Vücud video video izle videolar yahudi organ kaçakçılığı yahudiler yahudilik yakup balaman yalancı mı yalçın küçük yargıtay kararı yazarlar yeliz sucu yeni şafak yeniçağ yıldırma yılmaz kuruca yolsuzluk york testi youtube yusuf erkan özoğuz yüksek islam ahlakı zeynep şener zihin kontrolü zihin/Beyin Kontrolü - Telegram zina zor ve tehdit