Top Social

Image Slider

cia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
cia etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yine Milli Gazete, yine REZİLLİK...

fatih erbakan, necmettin erbakan, mustafa bilgen, yüksek islam ahlakı, ayetullah humeyni, cia, adnan oktar, harun yahya, ehl-i sünnet, Mehmet Fahri Sertkaya, mevdudi, şiilik, milli gazete,

Mustafa Bilgen tarafından hazırlanıp sözde Milli Gazete tarafından okuyucularına sunulan "Yüksek İslam Ahlakı" isimli kitapta, "Cihad ve Savaş Ahlakı" bölümünde "Cihad Önderleri" başlığı altında okuyuculara örnek mücahid şahsiyetler tanıtılıyor.

Aralarında kimler mi var dersiniz?

Sahabelerin en önde gelenlerine bile küfürler eden, Hz. Osman'a bile küfürler eden, itikadı bozuk, Şii ve Sünni ulemanın bir araya gelip "küfürdedir" fetvası verdiği, günümüzde yapılan araştırmalar ve meydana çıkartılan deliller ile CIA ajanı olduğu ispat da edilen Ayetullah Humeyni isimli Şii var..

Başka?

İslam dininin hükümlerinin (emir ve yasaklarının) zamana ve mekana göre değişeceğini iddia eden, imanın şartlarını beşe indirip "Kadere iman"ı reddeden, bir siyasi parti liderinden başka hiçbir şey değilken büyük bir İslam alimi olarak tanıtılan ve yine bir Şii olan Mevdudi var...

Adnan Oktar (Harun Yahya)'ın kitapları ya aşırma ya da ısmarlama




Geçenlerde bizim camianın çok tanınmış, çok değerli yazarlarından biri ile yan yanaydım. Uzun da vakit bulup, pek çok meseleye temas ettik. Derken söz Adnan'a ve Adnan'cılara geldi.. 


Bir de ne anlatsın, şaştım kaldım. Aşağıdaki sözler, ismini vermek için izin almadığımdan ve vermeyi uygun da bulmadığımdan vermediğim kıymetli yazar büyüğümüze ait. (Bu yazı şikayete konu olursa, savcılık makamında ismi de veririm) 

Aynen şunları anlattı:

DERİN ŞÜPHE - Adnan Oktar (Harun Yahya) ve ABD - CIA el ele mi?




Ergenekon davası sanıklarından Gazi Üsteğmen Avukat Serdar Öztürk, kamuoyunda Adnan Hocacı olarak bilinen Ayşegül Hüma Babuna ve Aylin Atmaca adlı kadınların, avukatlık ofisinde keşif yaptıklarını, bunun sonucunda kendisine komplo kurulup Ergenekon’a dahil edildiğini iddia etmiş ve bununla ilgili suç duyurusunda bulunmuştu. Aşağıda okuyacaklarınız Öztürk’ün mahkemeye sunduğu savunmasından bir kesittir. Bu ciddi şüpheler göz önüne alınınca insan, ister istemez, “Adnan Oktar cemaati ABD ve CIA ile el ele mi?” sorusunu sormaktadır. İşte o savunmada geçen şüpheler;

***

KAMUOYUNDA ADNAN HOCACI OLARAK BİLİNEN AYŞEGÜL HÜMA BABUNA VE AYLİN ATMACA’DAN ŞÜPHELENİLMESİNİ GEREKTİREN OLGULAR

1- AYŞEGÜL HÜMA BABUNA VE AYLİN ATMACA’NIN ZİYARET ETTİĞİ BAZI AVUKATLARIN OFİSİNE GİRİLİP DELİL YERLEŞTİRİLEREK TUTUKLANMALARI SAĞLANMIŞTIR. BU DURUM, HAYATIN DOĞAL AKIŞINA UYGUN DEĞİLDİR.

2- AYŞEGÜL HÜMA BABUNA VE AYLİN ATMACA’NIN ZİYARET ETTİKLERİ TÜM AVUKATLARA İLK YÖNELTTİKLERİ SORU OFİSTE GİZLİ KAMERA YA DA ORTAM DİNLEMESİ OLUP OLMADIĞI HUSUSUDUR. BU, AVUKAT-MÜVEKKİL GÖRÜŞMESİNDE SORULACAK BİR SORU DEĞİLDİR.

3- AYŞEGÜL HÜMA BABUNA KENDİSİNİ CEYDA ERTÜZÜN OLARAK TANITIP AVUKATLIK OFİSİNDEN RANDEVU ALMIŞTIR. NORMAL BİR İNSAN AVUKATLIK BÜROSUNDAN RANDEVU ALIRKEN KENDİSİNİ BAŞKASI GİBİ TANITMAZ.

4- BENİM TUTUKLANMAMDAN SONRA DA, OFİSİNE POLİS TARAFINDAN GECE GİZLİCE GİRİLEREK, GİZLİ KAMERA YERLEŞTİRİLEN, BU ŞEKİLDE TAKİBE ALINAN VE DAHA SONRA DA TUTUKLANAN AVUKAT SAYIN NECDET OKÇU’ DA AYNI KADINLAR TARAFINDAN ZİYARET EDİLMİŞTİR.

5- KADINLARIN BIRAKTIĞI KARTVİZİTLERDE Kİ HİÇBİR TELEFON NUMARASI KENDİ ÜZERLERİNE KAYITLI DEĞİLDİR. HAYATINI YASAL SINIRLAR İÇERİSİNDE SÜRDÜREN BİR KİMSENİN BAŞKASI ADINA KAYITLI TELEFON KULLANMASI DOĞAL DEĞİLDİR.

6- AYŞEGÜL HÜMA BABUNA VE AYLİN ATMACA’NIN ÖZEL YETKİLİ SAVCILIĞA VERDİKLERİ “AVUKATLIK OFİSİNİN DIŞINDAKİ TABELADAN TELEFONU ALDIKLARI, ARADIKLARI” GİBİ İFADELER YAZILI KANITLARLA VE HTS KAYITLARIYLA BAĞDAŞMAMAKTADIR.

7- YARGILAMA ESNASINDA DOSYAYA GELEN DELİLLERDEN, ŞÜPHELENDİĞİMİZ ADNAN HOCACI KADINLARIN EMNİYET İSTİHBARAT, ANKARA EMNİYETİ, İSRAİL, ABD, AKP VE İTALYA İLE YOĞUN BAĞLANTILARI VE İRTİBATLARI OLDUĞUNU ORTAYA ÇIKARTMIŞTIR. 

AYŞEGÜL HÜMA BABUNA‘YA POLİS TARAFINDAN VERİLEN 35351402 8728 830 İMEİ NOLU TELEFONDA KULLANDIĞI ADEM ARSLAN – CAN DALLI- HACI DUMAN ADLARINA KAYITLI HATLAR




AYŞEGÜL HÜMA BABUNA ‘YA POLİS TARAFINDAN VERİLEN VE ADEM ARSLAN – CAN DALLI- HACI DUMAN ADLARINA KAYITLI HATLARLA TESİS ETTİĞİ İRTİBATLAR
(SADECE MESAJLAŞMA YAPILMIŞTIR)




Meryem Tunç            539 675 43 98
Bülent Kalecikli           531 396 76 22
Ali Uğurlu                  531 396 7622
Enis Yıldırım              531 431 86 14






MAHKEME DOSYASINA DELİL OLARAK GİREN KAYITLARA GÖRE, AYLİN ATMACA VE AYŞEGÜL HÜMA BABUNA,  (21.4.2009-22.4.2009) DÖNEMDE, 14.4.2009- 23.4.2009 TARİHLERİ ARASINDA, BAŞKALARININ ADLARINA KAYITLI TELEFONLARLA;

1- ALTI (6) DEFA A.K.P. GENEL MERKEZİ İLE,

2- 4.2.2009 İLE 25.5.2009 TARİHLERİ ARASINDA ON SEKİZ (18) DEFA İSTİHBARAT BİRİMLERİ DAHİL EMNİYET GENEL MÜDÜRLÜĞÜNÜN DEĞİŞİK BÖLÜMLERİ İLE,

Ergenekon kimin projesi? Bir başka cepheden Ergenekon (Ergenekon - CIA- Adnan Oktar - Fethullah Gülen)



Ergenekon projesi, ABD ve İsrail menfaatlerinin ve Büyük İsrail Projesi’nin neresinde?
Kripto Yahudi ve Sabetayistlerden müteşekkil olan Adnan Oktar cemaati ile Fethullah Gülen cemaati bu maksatlı ve gerçek niyeti gizlenen projenin neresinde? ABD ve İsrail neden F tipi bir T.C. yapılanmasına izin veriyor hatta bunu temin etmek için her şeyi yapıyor? Fethullahçılar mı ABD’ye, ABD mi Fethullahçılara çalışıyor? Yoksa hepsi birden İsrail’e ve Sanhedrin hahamlarına mı çalışıyor?

Aşağıda okuyacağınız satırlar bir oldu bitti ile ERGENEKON davasına dahil edilen ve tutuklanan gazi üsteğmen bir avukatın, Serdar Öztürk’ün, İstanbul  13ncü Ağır Ceza Mahkemesi Başkanlığı’na verdiği savunmasından küçük bir kesittir ve çok ilginç bilgiler/iddialar/deliller içermektedir.

***
Aşamalardaki tüm savunmalarımızda Ergenekon soruşturmaları ve delillerinin bir proje olduğunu, Sahte Ergenekon belgelerinin asli kaynağının CIA görevlisi John Kunstadter olduğunu, bu ABD.linin homoseksüel ya da moda deyimle mütedeyyin eşcinsel bir Fetullahçıyı eleman olarak kullanıp sahte belgeleri yargıya taşımaya çalıştığını, bu işi 2001 de beceremediğini, Emniyet istihbarat içinde yapılanmış ABD.de ikamet eden ve CIA görevlilerinin göçmenlik vizesi için referans olduğu Fetullah Gülen’ e bağlı cemaat mensubu polisler tarafından fiilen bu projenin yürütüldüğünü emniyet, yargı ve basında bu projenin içinde yer alan kişiler bulunduğunu açıkladık. Tüm bu projede, ABD tarafından hedef seçilen kişilerin evlerine ofislerine konusu suç teşkil eden deliller yerleştirilmesi, el konulan CD-DVD gibi dijital veri depolama aygıtlarına konusu suç teşkil eden veri yüklenmesi sonucu tutuklanmalarının sağlandığı, cemaat mensubu polislerin elinde TSK.den çalınmış çok sayıda belge olduğu, bunları hedef seçilen kişilerden elde edilen dijitallere yükledikleri belirlenmiş, ilgililer hakkında suç duyurusunda bulunulmuştur.

Ben mahkemenizde CIA.nin bu proje için Türkiye’de kurduğu şirketin adını da açıkladım. Bu kişiler, hedef alınacak kişilerin isim listelerinin belirlenmesinde görevli idiler. Daha sonra açılan Ergenekon torbasına, AKP muhalifleri ve cemaatin hoşuna gitmeyen insanlar da eklenmiştir. Böylece ABD.nin yaptığı örtülü operasyondan, AKP ve cemaatin de sonuna kadar istifade ettiği anlaşılmaktadır. Bu işlerin yapılış şekline bakıldığında Türkçede bunu tanımlayacak tek bir kelime vardır: KALLEŞLİK. Hiç kimse beni, kalleşlikle Müslümanlığın bağdaştığı konusunda ikna edemez. Kimse bana Müslümanlığın içinde kalleşliğinde bulunduğunu iddia edemez. İşte bizim bu süreçte sert bir üslupla mücadele etmemizin sebebi budur. Biz hayatımızda kimseye kalleşlik yapmadık. Bize düşman olanların bile mert olmasını isteriz. Düşmanımızın bile mertçe mücadele etmesini bekleriz. Ancak kimden gelirse gelsin kalleşliğe prim vermeyiz. İşte bu süreçte emniyet içindeki suç örgütü tarafından kalleşçe yöntemler kullanıldığı için üslubumuzda sert olmuştur. Fetullah Gülen cemaati mensubu olduğu iddia edilen Faruk MERCAN’ da 7 MART 2011 de CNN TURK te katıldığı “Tarafsız Bölge” adlı programda bizi kastederek “burada bir avukatlık tarzı yargılanıyor” diye beyanlarda bulunmuştu. Kendisi de bu projenin bir parçası olduğu yönünde aleyhinde kuvvetli bulgular olması nedeniyle böyle konuşması normaldir. Bende şimdi mütalaada, polislerin ifadesi ile örtüşen, keza Faruk Mercan’ın TV beyanlarında da “burada bir avukatlık tarzı yargılanıyor” şeklinde geçen ithamlara atfen, üslup ve tarzımız hakkında bilgi vereceğim.

Çünkü buradaki sanıklar, Avukat Orhan Kemal CENGİZ’in 2011 de İstanbul Taksim HİLL otelde yapılan toplantıda itiraf ettiği gibi, dosyadaki delillerden dolayı değil, aslında kendilerine cemaat tarafından atfedilen başka suçlar nedeniyle, haklarında yaratılan delillerden dolayı yargılanmaktadırlar. Bu bağlamda, soruşturma ve yargılama sürecinde üslubumuzun neden sert olduğunu ve tarzımızın neden böyle olduğunu izah etmek gerekirse;

a- O tarihte müvekkilim olan Avukat Mustafa Levent Göktaş 7.1.2009 da gözaltına alınana kadar bizim kimseyle bir husumetimiz, hasımlığımız ya da düşmanlığımız yoktu. Siyasetle de bir ilgimiz bulunmamaktaydı. Hayatımız boyunca hiç kimseye kalleşlik de yapmadık. Kimseye düşman da değildik. Türklük töremiz gereği, bize düşmanlık yapanların dahi mert olmasını isterdik. Ancak Levent Albay, avukatlık ofisine bırakılan bir DVD nedeni ile tutuklandı. Böyle bir eylem o DVD.yi ofise koyanlar için Türkçede kalleşlik olarak tanımlanır. Biz kişisel olarak kalleşlik yapanların, dinine, imanına, siyasi görüşüne ve etnik kökenine bakmayız. Kalleşlik, kalleşliktir. Kalleşliği yapan da kalleştir. Bunun başkaca da bir tanımı yoktur. Hiçbir hal ve şartta kalleşliğe prim vermemiz ve boyun eğmemiz de mümkün olmadığı için, bu süreçte en sert şekilde mücadele ettik. O yüzden avukatlık üslubumuz da sert oldu. Aynı Avukat Bekir BERK beyin, kendi inandığı değerler uğruna sevdiği insanları siyasi yargılamalarda en sert bir biçimde savunduğu gibi.

MOSSAD'a ve CIA'ye çalışan, cemaat kılığına girmiş bu çete çökertilmelidir


Bu, İslam'a ve bütün Müslümanlara hakaret etmektir. Bu Sabetayist hainin yaptığı, 75 milyon T.C. vatandaşının dini değerlerine saldırmaktır.

Kim ne hakla İslam dininin son peygamberi Hz. Muhammed (s.a.v.) hakkında bu derecede edepsiz, seviyesiz ve hakaretamiz sözler kullanma hakkını kendinde bulabilir. Kendi sapkınlığını nasıl olur da peygamberimize yakıştırabilir?

O peygamber (s.a.v.) şu devirde bedenen sağ olsaydı, Adnan Oktar denilen Sabetayistin bu sözlerinin ardından ashabına ne emir verirdi?

Bu kadar basit mi yüz milyonlarca Müslümanın dini değerlerini tahkir etmek? Bir de bunu sırıta sırıta ve meydan okur bir tavırla yapabilmek?

Oktar Babuna ve Adnancılar Organ Ticareti de mi yaptılar?

Oktar Babuna ve Adnancılar Organ Ticareti de mi yaptılar?
Oktar Babuna ve Adnancılar Organ Ticareti de mi yaptılar?
OKTAR BABUNA'DAN KAMUOYUNA AÇIKLAMA BEKLİYORUZ

Şu anda Adnan Oktar'ın en yakınlarından olan ve Adnan'cıların çoğunluğu gibi kendisinin de Sabetayist bir gizli Yahudi ailenin ferdi olduğu bilinen ve şimdilerde Adnan’ın A9 Televizyonu’nda dini ve ilmi meselelerde aykırı kanaatler belirtip ülkemizdeki samimi Müslümanların tepkilerini üzerine çeken Oktar Babuna'nın...
1999'da, T.C. tarihinin en büyük polisiye terör operasyonları Adnan Oktar ve çetesine karşı yapılırken...

Evi basılıp 3,5 saat didik didik arandığında, "Benim Adnan Hocacılar ile bir alakam/bağım yok." Mealinde “Ben Bilim Araştırma Vakfı'na üye değilim. Adnan Oktar'la topu topu bir iki kez görüştüm. Ama dindar ve muhafazakár bir insan olduğumu daha önce de belirtmiştim’’(1) diye gazetecilere açıklama yaptığını...

Yine Oktar Babuna'nın yakalandığını iddia ettiği kanser çeşidinden, dünya üzerinde kurtulabilmiş tek kişi olduğunu ve yine inanılmaz şekilde bu hastalıktan çok kısacık bir süre içinde kurtulduğunu, Kendisine gazeteciler tarafından bu husus sorulduğunda pek kayda değer bir açıklama yapamadığını...(2)

Oktar Babuna'yı ilik nakli ile bu hastalıktan kurtarmak için başlatılan kampanyada toplanılan ve yurtdışına çıkarılan yüz binlerce kan örneğinden 120 bin kadarının ne olduğunun hala daha kesin olarak bilinemediğini...

Dahası, Sağlık Bakanlığı tarafından toplanan "Etik Kurul" da Babuna'nın hastalığı için "kemik iliği nakline gerek olmadığı" kararına varıldığını... (3)

Dönemin Sağlık Bakanı Osman Durmuş'un bir süre sonra, konu ile ilgili olarak;

Adnan Oktar ve HAİN kripto Yahudi çetesi, CIA ile doğrudan bağlantılılar ve hala komplo kuruyorlar

Adnan Oktar ve HAİN kripto Yahudi çetesi, CIA ile doğrudan bağlantılılar ve hala komplo kuruyorlar
Adnan Oktar ve HAİN kripto Yahudi çetesi, CIA ile doğrudan bağlantılılar ve hala komplo kuruyorlar


 “Adnan Hoca”cı olarak bilinen Ayşegül Hûma Babuna ve Aylin Atmaca’nın, Silivri’de tutuklu Gazi Üsteğmen Serdar Öztürk hakkında açtıkları “hakaret ve iftira” davasına Ankara’da devam edildi. Bu duruşmada da Mahkeme Başkanı, avukatlar ve izleyiciler arasında birbirinden ilginç diyaloglar yaşandı.
Emekli Albay Levent Göktaş Ergenekon’dan tutuklandı. Kısa bir süre sonra da Göktaş’ın avukatlığını yapan Serdar Öztürk bürosunda “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nın ıslak imzalı belgesi bulunduğu iddiasıyla Silivri’ye kondu. Mahkemedeki savunmasında Öztürk, Ayşegül Hûma Babuna ve Aylin Atmaca isimli kadınların bürosuna gelmesinden sonra bu komploya maruz kaldığını anlattı.
AHMET GÜNDEL AVUKATI
Her iki isim de Öztürk hakkında “iftira ve hakaret” davası açtı. Ankara 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nde 26 Eylül’de yapılan ilk duruşmaya, Babuna ve Atmaca katılmadı. 29 Ocak’taki duruşmada sadece Babuna hazır bulundu. Babuna ve Atmaca’nın avukatlığını üstlenen ismin emekli savcı Ahmet Gündel olduğu görüldü. Öztürk’ün avukatı Demet Reçber o duruşmada mahkemeden aldıkları Babuna ile Serdar Öztürk arasındaki telefon kayıtlarını dinletmek istedi. Ancak Gündel, “Bunların yasal olup, olmadığını bilmiyoruz” diyerek, kayıtların dinletilmesini engelledi.    
Dünkü duruşmaya ise Aylin Atmaca katılırken, ses kayıtlarının muhatabı Babuna gelmeyince merakla beklenen telefon konuşmaları bir kez daha dinletilemedi. Avukat Ahmet Gündel bu defa da, “Ses kayıtları Serdar Öztürk’ün dinlenmesi kararı açısından yasal olabilir, ama müvekillerim açısından yasal değildir, tesadüfen elde edilmiş delil niteliğindedir” diyerek, kayıtların dinletilmesine yine karşı çıktı. Gündel, Öztürk’e komplo veya bürosunda “İrticayla Mücadele Eylem Planı”nın bulunması konularının bu mahkemenin değil, Silivri’deki 13. Ağır Ceza Mahkemesi’nin işi olduğunu da öne sürdü. 
TARAF’TAN DUYDUK
Gündel, Öztürk’ün avukatı Demet Reçber’in, Aylin Atmaca’ya sorular sormasını da engellemeye çalıştı. Ancak Mahkeme Başkanı Avni Mis’in devreye girmesi üzerine Atmaca soruların bir kısmını cevapladı. Reçber, cevaplardaki çelişkilere dikkat çekerek, bunların tutanaklara geçirilmesini istedi.
Aylin Atmaca savunmasında, Öztürk için “Akıl sağlığıyla ilgili problemi olabilir” ifadesini kullandı. Atmaca, Öztürk’ün tutuklanmasından sonra arayan yardımcısı Avukat Demet Reçber’in kendilerini büroya davet ettiğini, ancak televizyonlarda Öztürk’ün bürosunda “İrticayla Mücadele Eylem Planı” bulunduğu için tutuklandığını duyunca, gitmediklerini de anlattı.   
Bunun üzerine Avukat Reçber, Öztürk’ün bürosunda sözkonusu belgenin bulunduğunu kendilerinin de ilk kez 12 Haziran’da Taraf Gazetesi’nde yayınlanan haberle öğrendiklerini belirterek, Aylin Atmaca’yı bu tarihten önce aradığını vurguladı.
SİLİVRİ’YE DE DÜŞÜLSE
Reçber, Aylin Atmaca’nın telefon görüşmeleriyle ilgili Telekominikasyon İletişim Başkanlığı’ndan gönderilen iki kayıt arasında farklılık olduğuna dikkat çekerek, “16 Ekim tarihli belgede 25 kayıt, 9 Ocak tarihli belgede 4 kayıt görünüyor. Acaba TİB’te tanıdığı mı var? Bu kayıtlar böyle nasıl azaldı?” diye sordu.
Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Avni Mis, “Tanıdığı olsa bile hiç söyler mi?” karşılığını verdi.
Duruşmada, Mahkeme Başkanı Mis ile izleyiciler arasında bol bol Silivri sohbeti de oldu. Kalabalık izleyici grubunu gören Başkan Mis, “Silivri’yle buranın yolu karıştırılıyor galiba. Bu ekip Silivri’ye de gidiyor mu?” diye sordu. Bir ara “Bu duruşmanın üzerine düşüldüğü, buradakiyle ilgilenildiği kadar Silivri’nin de üzerine düşülse ya!..” dedi. İzleyicilerden birisinin izin isteyerek, duruşmadan ayrılması üzerine, “Demin mahkememizi methediyordun, şimdi bırakıp gidiyorsun, beğenmedin mi?” esprisini yapan Başkan Mis’in, avukatların 13. Ağır Ceza Mahkemesi ifadelerini tutanaklara, “Silivri” olarak geçirmesi de dikkat çekti.
Bir sonraki duruşma 10 Nisan’a ertelendi.
Müyesser Yıldız
Odatv.com 
27.02.2013 15:08

********


Yeniçağ gazetesinden Sabahattin Önkibar yazdı:

“Kısa bir süre önceydi.  Sekreterim Bilun, emekli Korgeneral Hasan Kundakçı’nın yeğeni olduğunu söyleyen birinin randevu istediğini söyledi.

Hasan Kundakçı’yı tanımadığım için talebi önemsemedim ve bakarız deyip geçiştirdim.
Sekreterim ertesi gün aynı kişinin tekrar aradığını ve çok önemli bir mesajla, belge getireceğini söyleyerek randevu talebini yineledi. 

Adnan Oktar’ın müritleri
Bilgi ve belge denince, gazetecilik merakı ya, yarın öğleden sonra gelsin dedim.
Ertesi gün odama uzun boylu iki hanım geldi.
Bir tanesi sizinle yıllar önce de karşılaşmıştık, hatırladınız mı, ben Hasan Kundakçı Paşa’nın yakınıyım dedi.
Hatırlayamadığımı söyleyerek “Buyurun sizi dinliyorum” dedim.
Başladılar anlatmaya...
Meğer bu iki hanım Adnan Oktar grubuna mensupmuşlar ve camialarını tanıtmaya gelmişler.
Doğrusu ilgimi çekti çünkü Adnan Oktar’ı hiç görmemiş ve konuşmamıştım ama hakkında pek çok efsane dinlemiştim.
Sorular sordum, cevaplar aldım!
Masonlar ve Siyonistlerle ilgili söyledikleri dikkatimi çekti...
Dahası, evrim teorisi bağlamındaki faaliyetleri ile Türk-İslâm fikrine olan sıcak yaklaşımları da ilgimi çekti ve onlardan bu çalışmaların neler olduğunu istedim.
Yarın fakslarız dediler ve bir süre sonra ayrıldılar. 

Sorular ve belgeler!
Gerçekten ertesi gün geniş bir bilgi notu gönderdiler.
Bir kaç gün geçti, telefonla beni İstanbul
Çırağan Otel’de Adnan Oktar’ın da katılacağı bir etkinliğe davet ettiler.
Gitmedim.
Çok sürmedi kısa bir süre sonra yine bir
telefon:
“Sabahattin Bey, Çırağan Sarayı’nda iftarımız var, Adnan Beyler de gelecekler, sizi misafirimiz olarak ağırlamak istiyoruz”.
Teşekkür ettim yine gitmedim.
O arada bana yapılan ziyaretten abartısız bir ay sonrasında yani 29/9/2010 tarihinde Adnan Hoca’ya mensup iki ismin bana yaptığı ziyareti ve anlattıklarını ilgi çeker diye köşemde yazdım.
Yazmaz olaydım!
Acayip bir taarruza uğradım! 

İki isme dikkat!
Bana Adnan Hoca’nın gizli adamı diyenlerden, sen de mi devşirildin diyenlere kadar pek çok hücum yapıldı!
Böyle şeylere, yani okur tepkilerine alışkın olduğum için umursamadım ama önceki gün aldığım bir faksa bayağı şaşırdım..
Faksı gönderen Silivri Hapishanesi mukimi, yani bazılarının ifadesi ile “Ergenekoncu” Serdar Öztürk’tü!
Daha doğrusu Avukat Demet Reçber, Serdar Öztürk’ün adına göndermişti!
Uzun faksın ilişiğinde İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne verilen dilekçelere kadar pek çok belge vardı.
Serdar Öztürk şahsıma atfen gönderttiği faksta Adnan Hoca ile ilgili yazıma değindikten sonra, iki ismi telaffuz ediyor ki işte o benim dudağımı uçuklattı!
Bunlar Aylin Atmaca ile Ayşegül Huma Babuna idi. 

CIA ile ilişkili
Serdar Öztürk’e göre bu iki hanım CIA ve Emniyet İstihbaratla çok yakın ilişkiler içindeydi ve en önemlisi Babuna ile Atmaca kendi bürosu dahil kendisi gibi hedef seçilen Avukat M. Hüseyin Buzoğlu, Avukat M. Hüseyin Göktaş ve Avukat Vural Ergül’ün bürolarını da keşif amaçlı olarak, bir bahane uydurarak ziyaret etmişler ve akabinde bu bürolarda yapılan aramalarda malum CD’lerle sözde Ergenekon belgeleri bulunmuştu
Dahası bu iki ismin verdiği telefon numaraları da kendilerine ait değil, başka başka isimlere kayıtlıymış ve de bu isimler yine çok sık yurt dışına çıkıyorlarmış!
Gönderilen faksı okur okumaz emin olmak için Korgeneral Hasan Kundakçı ismiyle bana gelen iki hanımın isimlerini sekreterim Bilun’a bir kez daha teyid ettirdim.
Evet gelenlerin adı Aylin Atmaca ile Ayşegül Huma Babuna idi! 
Tezgah uyarısı!
Hayır, 29/9/2009 tarihli yazımda Adnan Oktar grubuna mensup Huma Babuna ile Aylin Atmaca geldi diye değil, sadece iki genç geldi diye yazmıştım dolayısı ile Serdar Öztürk’ün o iki ismi yazımda görmüş, okumuş da faksı ona binaen yazıp göndermiş olması mümkün değil. Görüldüğü gibi ortada tam bir çakışma var!
Serdar Öztürk’ün aktardıklarından çıkarılacak olan, benim bir operasyonun eşiğinde olmam yani mekanlarımın gözetime alındığıdır.

Peki böyle bir şeyin olabilirliği yüksek ihtimal midir?
Ondan ismim gibi eminim, zira güvenlik bürokrasisinde bulunan önemli bir tanıdığım “Telefon dinlemeleri ve yaşam seyrinden senin için kanun ve ahlak dışı bir şey bulamadılar, dolayısı ile dikkat et tezgah kurabilirler, mesela ev ya da bürona bir şey koyabilirler” diye beni birkaç kez uyarmıştı!
Sadece bu uyarı değil, aslında daha önce beni itibarsızlaştırma adına bu yönde iki ayrı operasyon da yapıldı. 

Birinci operasyon!
Birinci operasyon, yazdığım “AKP’den Kamhi Ailesine peşkeş mi?” başlıklı yazımdan sonra “Para ile yazı yazdı” diye yandaş medya tarafından hedefe oturtulmamdı... İstanbul Tuzla’da deniz doldurulup 38 dönüm arsa yaratılıyor ve üstüne Kamhi Ailesi tarafından tersane konduruluyor ve bunu deşifre eden ben, yandaş medya tarafından rezilce hedef alınıyorum... Yolsuzluğu yazmamın bedeline bakar mısınız?.. Tabii bu süreçte Emniyet’in içindeki malum grup, zerre bir delil yok iken beni telefonla çağırarak güya dosyanın tamamlanması adına dosyaya monte etmek istedi ve yandaş medyanın kucağına attı. Bu operasyonda amaçları beni itibarsızlaştırıp gazetede aleyhte yazmamı engellemekti ama başaramadılar. 

İtibarsızlaştırma!
İkinci operasyon, maaş anlaşmazlığı sebebi ile işten çıkardığım bir muhabirin, işten çıkarıldıktan 4 ay sonra yandaş medyanın iş vaatlerine kanarak tamamen afaki yani zerre bir delil ve tanık olmaksızın beni lafla tehdit etti diye şahsımdan şikayette bulunmasıydı ki savcılık bu olayı dava konusu bile yapmadı. Yandaş medyanın bir bölümünün bu olayı yansıtma amacı da yine itibarsızlaştırma operasyonuydu. O tezgahın içine girenlerin tamamına davalar açtım, hepsiyle yargı önünde hesaplaşıyorum!.
Bunları yaşayan ve Ergenekon bağlamında yaşananları duyan biri olarak Serdar Öztürk’ün gönderdiği faksı önemsedim ve odama bir şey konup konmadığının incelenmesi için sekreterim ile büro temizlik görevlisini teyakkuza geçirdim. Ancak eğer böyle bir şeye karar verirlerse yani kalemim gerçekten kırıldıysa, büronun kapısına silahlı muhafız koysam bunu yine yaparlar, zira birkaç plaka esrarı, herhangi bir CD’yi ya da evrakı büroma olmasa bile evime iliştirebilirler!. 

Cadı avı değil mi?
Hayır bütün bunları ürktüğüm ve korktuğum için yazıyor değilim, öyle olsa iktidarın ve dinci grupların aleyhinde yazmam.

Ben 12 Eylül öncesinde ölümü bir kaç kez iliklerine kadar hissetmiş biriyim. Dolayısı ile bu tür şeyleri zerre takmam da, bilinmelidir ki Türkiye’nin hali pür melali aynen budur!
Eğer AKP ve dinci grupların karşısında iseniz, suçunuz olmaksızın hapse girmeniz veya yine herhangi bir şey olmaksızın sapık ya da esrarkeş ilan edilmeniz an meselesidir!
Söyler misiniz Ortaçağ’daki cadı avından ne farkı var bunun?

Tam bu noktada kanıtlanmamış iddia asla geçerli olamaz evrensel ilkesinden hareketle, Ayşegül Huma Babuna ve Aylin Atmaca ile ilgili iddiaların tamamen Serdar Öztürk’e ait olduğunu ve kanıt gerektirdiğini ısrarla belirtmek istiyorum. Emin olmadan o insanları hedefe oturtmanın iki cihanda da sorumluluğu vardır ki ben o işin altına girmem! Dolayısı ile bu yazı asla Huma ve Aylin Hanımların infaz yazısı olarak görülmemelidir, zira insanlar suçu ispatlanana kadar masumdurlar!
Babuna ve Atmaca, Serdar Öztürk’ün ileri sürdüğü iddialara cevap gönderirlerse sütunum kendilerine açıktır.” 

Odatv.com

Konu başlıkları

15 temmuz 16 nisan 33. derece masonlar A9 TV abd abdullah öcalan abdülkadir selvi acun ılıcalı adamlık dini adil serdar saçan adnan hoca adnan hoca gerçekleri gizlemeye çalışıyor adnan hoca'nın kızları adnan hoca'nın seks tuzakları adnan menderes adnan oktar Adnan Oktar (Harun Yahya) adnan oktar apo kadar tehlikelidir adnan oktar cinayet adnan oktar çetesi adnan oktar davaları adnan oktar hain mi adnan oktar israil'e mi çalışıyor? adnan oktar kedi adnan oktar kimdir Adnan Oktar Kimdir adnan oktar kime çalışıyor adnan oktar mason mu adnan oktar mehdi mi adnan oktar paranoyak mı adnan oktar ruh hastası mı? adnan oktar siteleri neden kapattırıyor adnan oktar şantaj adnan oktar tv adnan oktar ve çetesine polis baskını adnan oktar ve çıplak namaz adnan oktar ve mossad adnan oktar ve nazım kıbrisi adnan oktar ve organ kaçakçılığı adnan oktar ve sabetayistler adnan oktar videoları Adnan oktar yahudi mi adnan oktar'a dava açmak adnan oktar'ın 46 raporu adnan oktar'ın aldığı cezalar adnan oktar'ın davaları adnan oktar'ın kızları adnan oktar'ın mahkemeleri adnan oktar'ın motorları adnan oktar'ın sapık fetvaları adnan oktar'ın zenginliğinin kaynağı adnan oktarın etrafı gizli yahudiler mi adnanoktar adnanoktar mehdi mi ahit'in çocukları ahmet gündel ahmet hulusi ahmet takan ahmet yavuz ahu paşakay ahu tuğba ak parti akademi akademi dergisi akıl hastası akit akp'nin gerçek yüzü aladağ yangını alev babuna ali erbaş ali tulum altuğ müştak berker altuğ revnak eti anadolu ajansı anal seks anayasa mahkemesi ankebut ağı ankebut operasyonu arizona armagedon askerlik aslı süme efeoglu aşı atatürk eşcinsel miydi atatürk gay miydi av serdar öztürk av. fatih mehmet doğan av. gülcan karakaş avrupa insan hakları mahkemesi avukat ceyhun gökdoğan avukat serdar öztürk ayça pars aydan saraçoğlu ayetullah humeyni aylin atmaca aylin kocaman ayşe arman dormen ayşe hüma babuna ayşe pınar akkaş ayşegül esra atik ayşegül hüma babuna ayşin altuniç güven aytunç erkin azerbaycan b'nai b'rith bacılar başkanlık bav beyaz tv bilderberg bilim araştırma vakfı binboğa sıddık yarman bora can yıldız bosna hersek bozulmuş tevrat BST yapı bülent arınç bülent ersoy büyük israil büyük israil projesi bylock caner taslaman canlı cansu canan özgen cem küçük cem sedat altan cevat babuna ceylan özgül ceza chp cia cia ajanı fethullah gülen cinsel istismar cinsel sapıklık cnn türk cumhurbaşkanı cübbeli ahmet hoca cüneyt özyaşar çağla saraç darbe tiyatrosu darwinizm deli raporu deprem derin devlet devlet bahçeli didem ürer dilek güngör dinler arası diyalog diyanet işleri başkanı doç dr. sefa saygılı donald trump ebru şimşek ebru yılmazatilla umur ece koç edip yüksel ehl-i sünnet ekşi sözlük emine mine kalça emre dorman emre yaşar ertüzün ensest aile içi sapıklık ensest ilişkiler ve adnan oktar ergenekon ergenekon davası erol simavi erol şimşek esat tyontuç eserleri esra saraçoğlu esrar evanjelistler evet fahrettin aslan faruk çelik fatih erbakan fatih tezcan fatma ceyda ertüzün fazilet partisi fehmi çalmuk ferhunde eda babuna fethullah gülen fetö fırat develioğlu fikret seçen franco frattini gerçek yüzü gizlenen gerçekler gizli dünya devleti gizli ermeniler gizli yahudiler global yayıncılık goyim gökalp barlan gülgün feyman gülgün göktan gülşah güçyetmez Gürkan Hacır güzin erkan onat haber türk habertürk hadi salihoğlu hahamlar haiti depremi halil hilmi müftüoğlu harun yahya harun yahya belgeselleri harun yahya kimdir harun yahya kitapları harun yahya videoları hayır hırsızlık hipnoz humeyni hür ve kabul edilmiş masonlar hürriyet hüsamettin özkan hüseyin avni mutlu ılgaz zorlu ibrahim seral köprülü ibrahim tuncer ibranice içimizdeki israil iftira ilik nakli inşaallah intihal / aşırma eserler intihar inuray tınar İslam'a zarar veriyorlar islamcılık israil israil ajanı italya izle Kabala kainatın ulu mimarı kan kampanyası kara mizah kara para kardeşler kartal iş kedicikler kenan oktar kerem hasanoğlu kıyamet alemetleri kızıl elma kızıl imamcılar kimdir kitapları koç üniversitesi korkutma korona köşe yazıları kripto Yahudiler kripyo yahudiler kurtlar vadisi pusu kürt yahudileri levent göktaş lions klübü lions klüpleri loca madde hayal mi maddenin ardındanki sır martin luther king mason listesi masonalr masonlar masonluk maşaallah materyalizm mavimarmara mehdi mehdi adnan oktar mehmet baransu mehmet coşkun pamir mehmet ender daban Mehmet Fahri Sertkaya mehmet noyan orcan mehmet şevket eygi melhame-i kübra melisa aslı pamuk meltem daban meral kalça mert sucu merve büyükbayrak mesut yar mevdudi mhp mikro kameralı seks tuzağı milli gazete milli görüş milliyet mine kırıkkanat miras mossad muazzez abacı muazzez ersoy muharref bozulmuş tevrat muharref tevrat muharrem ballı murat ünal mustafa keser muta nikahı necmettin erbakan nedim keçeli negehan alçı nevin özkan nil kalkavan nurculuk nuri özbudak nurşah aksoy nüfuz elde etmek oben karatepe oda tv oğuzhan asiltürk okan kaan bayülgen Oktar babana oktar babuna onur akay operasyon oral seks organ bağışı organ kaçakçılığı organ mafyası organ nakli osman durmuş osman sınav oy öldürüldü mü örgüt lideri pakraduniler pelin batu pınar tezcan pınar turan PKK polat türkmen pornocu kesetçi adnan oktar posta ptt pul müzesi rasim ozan kütahyalı recai kutan recep tayyip erdoğan referandum reza zarrab rotary klüpleri rtük rus ihtilali saadet partisi sabetay sevi sabetaycılar sabetayist listesi sabetayistler sabetayistlerin şifreleri sabetayistlik sabetayizm sadettin tantan sağlık bakanı said-i nursi sanhedrin hahamları sansür satanizm savaş kalafat savcı sebahattin önkibar seçim sefa saygılı selahattin demirtaş serdar dayanık seyret seyyid mi show tv siyasal islam siyonist israil siyonistler siyonizm slider sosyal ağlar sözcü suç suikast suprem konsey suriye sorunu süleyman demirel süleyman soylu süleymancılar cemaati süprem konsey şener şen şeyh abdülkerim şiilik şikayet şizofren taciz ve tecavüz tahsin akkaş talat halman tarkan yavaş tbmm tevrat teyfur erdoğdu TGRT tımarhane trt tuğçe eyilik tuncay opçin tuncay tokay tunçay tokay turgay ciner tülay kumaşcı tv8 ukrayna uyuşturucu ünlü sabetaycılar üsteğmen serdar öztürk Vahdet-i Vücud video video izle videolar yahudi organ kaçakçılığı yahudiler yahudilik yakup balaman yalancı mı yalçın küçük yargıtay kararı yazarlar yeliz sucu yeni şafak yeniçağ yıldırma yılmaz kuruca yolsuzluk york testi youtube yusuf erkan özoğuz yüksek islam ahlakı zeynep şener zihin kontrolü zihin/Beyin Kontrolü - Telegram zina zor ve tehdit