Top Social

Image Slider

sanhedrin hahamları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sanhedrin hahamları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Ukrayna'da Yahudi organ çetesi çökertildi

ukrayna, yahudi organ kaçakçılığı, gizlenen gerçekler, adnan oktar, oktar babuna, organ bağışı, organ kaçakçılığı, organ mafyası, organ nakli, sanhedrin hahamları,
Ukrayna'da Yahudi organ çetesi çökertildi



Ukrayna, başında Yahudilerin bulunduğu, daha çok fakirleri hedef alan bir organ çetesini ortaya çıkardı.

Ukraynalı yetkililer, Yahudi mafyasının yönettiği 12 kişilik bir organ çetesinin bütün üyelerinin tutuklandığını açıkladı.

Ukrayna İçişleri’ne bağlı Organ Ticaretiyle Mücadele Birimi Başkanı Yuriy Kucher dün Kiev’de düzenlediği basın toplantısında “Şebeke daha önce Rusya’ya bağlı ülkelerdeki fakir vatandaşlardan az parayla aldıkları organları sakat olan zenginlere satıyor. Şebekenin başında ise geçen ay tutuklanan bir İsrailli bulunuyor. Tutuklananlar arasında dört tane de doktor var”. dedi.

Hahamların Organ Ticaret Çetesi | Her pisliğin altından onlar çıkıyorlar

adnan hoca, adnan oktar, oktar babuna, kan kampanyası, gizlenen gerçekler, hahamlar, sanhedrin hahamları, organ bağışı, organ kaçakçılığı, organ mafyası, organ nakli,
Hahamların Organ Ticaret Çetesi

ABD’li araştırmacı Scheper-Hughes, ticaretin merkez üssü olarak İsrail, Türkiye, Moldova, Güney Afrika ve Brezilya’yı gösterdi ABD’nin New Jersey eyaletinde perşembe günü yapılan tarihî yolsuzluk operasyonunda; kara para aklama, haraç ve organ ticareti suçlamasıyla tutuklanan 44 kişi arasında yer alan “çöpçatan” lakaplı Levy-Izhak Rosenbaum’un İsrail’deki çaresiz insanlardan 10 bin dolara aldığı böbrekleri, ABD’de böbrek sırası bekleyen hastalara 160 bin dolara sattığı ortaya çıktı. Aynı zamanda bir haham olan Rosenbaum’un, böbreklerini veren insanları dinî kavramları kullanarak ikna ettiği öğrenildi. Komşuları ise Ortodoks Yahudi cemaatinin üyesi olan Rosenbaum’un inşaat işinde olduğunu zannediyor. FBI’ın 10 yıllık çalışması sonucu yapılan eş zamanlı operasyonlar, organ nakil uzmanlarına göre eğer ispatlanırsa, bu, ABD’deki belgelenmiş ilk organ nakli ticareti davası olacak.


BİR NUMARALI ADAM ROSENBAUM
10 yıldır Brooklyn bağlantılı organ nakli ağının izini süren California Üniversitesi Antropoloji Profesörü Nancy Scheper-Hughes, İsrail’deki kaynaklarının Rosenbaum için “ABD’deki bir numaralı adam” dediklerini söylüyor. Araştırmalarında İsrailler için İsrail, Güney Afrika, Türkiye ve diğer ülkelerde yüzlerce yasa dışı organ nakli vakasını ortaya çıkarttığını söyleyen Hughes, satıcıların da Moldova ya da Brezilya gibi fakir ülkelerden temin edildiğini söyledi. 2003 ve 2004 yıllarında Brezilya ve Güney Afrika’da 17 kişi uluslararası organ nakli ticaretine karıştıkları şüphesiyle tutuklanmıştı. Araştırmacılar, tıbbi muayaneleri yapılan Brezilyalıların Güney Afrika’ya gönderilerek orada böbreklerinin alındığını söylüyor. Harvard Üniversitesi’nden cerrah Dr. Francis Delmonica ise dünyanın birçok yerinde organ ticareti olduğunu, böbrek nakillerinin yüzde 10′unun -her yıl beş ila altı bin- yasa dışı yollarla yapıldığını söyledi. Delmonica’ya göre ticaretin en sıcak noktaları Pakistan, Filipinler ve Çin. Bazı organların bu ülkelerde idam edilen mahkûmlardan alındığı da iddialar arasında.


İSRAİL’Lİ HASTA TÜRKİYE’YE GELİYOR

İsrail'liler deprem yardımı için değil, organ kaçakçılığı için Haiti'ye koşmuşlar

haiti depremi, deprem, israil, organ bağışı, organ kaçakçılığı, organ mafyası, organ nakli, adnan hoca, adnan hoca'nın kızları, sanhedrin hahamları, siyonistler,
İsrail'liler deprem yardımı için değil, organ kaçakçılığı için Haiti'ye koşmuşlar
Çeşitli ülkelerin kitle iletişim organları 'İsraillileri' Haitili çocukları organları için öldürmekle suçluyor


Amerikan TV kanalı CNS (Cybercast Haber Servisi) İran gazetesi Keyhan'a dayanarak "Depremzedelere yardım etmek için" işgal altındaki Filistin'den Haiti'ye gelen Siyonist militanların gerçekte harap halinde bulunan ülkedeki çocukları kaçırarak organlarını çıkarmak için onları öldürmekle meşgul olduklarını bildirdi.

İran gazetesi kayıp Haitili çocuklar için; "İsraillilerin" "yardım" ettiklerini iddia ettiği Haitililere çocuklarına ve organlarına göz kulak olmalarını tavsiye etti.

TV Kanalı ayrıca "İsraillilerin" Haiti'de işledikleri geniş kapsamlı suçları Lübnan TV kanalı al-Manar'ın internet sitesinde seyredilebileceğini söyledi. Haberde "İsrail"in Haiti'ye olan "yardımının" gerçek hedefinin insanların iç organlarını toplamak için olduğunu söyledi.

Haber siyah Amerikalıların TV çekimlerinin bir kısmını kullanarak Haitilileri Yahudi "hayırseverlere" güvenme konusunda uyardı.

"İsrail"in Haiti'de işledikleri suçlarla ilgili bilgiler Müslüman dünyasında ve Batı'ya en sadık olan Müslümanlar arasında öfke dalgası oluşmasına neden oldu.

Arap dünyasındaki İngilizce yayınlanan en büyük Suudi gazetesi Asharq Alawsat 31 Ocak tarihli baskısında konu hakkında şunları yazdı:

"İsveç'li gazeteci Donald Bostrom "İsrail" ordusunun, organlarını çıkarmak için Filistin'li gençleri öldürdüğünü yazmasından sonra, "İsraillilerin" Ukraynalı çocukların organlarını almak için onları kaçırdıklarıyla ilgili diğer medya haberleri çıktı.

Organ mafyasını bir haham yönetiyormuş.

organ mafyası, organ bağışı, organ nakli, adnan oktar ve organ kaçakçılığı, masonlar, siyonistler, gizlenen gerçekler, sanhedrin hahamları, organ kaçakçılığı, sabetayistler, içimizdeki israil,
Organ mafyasını bir haham yönetiyormuş.


ABD’de aralarında Yahudi din adamları, siyasetçi ve belediye başkanlarının da bulunduğu, 44 kişilik kara para aklama ve organ ticareti örgütü çökertilirken operayon Türkiye’ye de uzandı.
ABD, son yılların en geniş çaplı kara para aklama ve organ ticareti şebekesine yapılan baskınla çalkalanıyor. ABD’nin New Jersey ve New York şehirlerinde Federal Soruşturma Bürosu (FBI) tarafından yürütülen operasyonlar çerçevesinde aralarında beş haham, iki politikacı ve üç belediye başkanının bulunduğu 44 kişi, 3 milyon doları aşan uluslararası kara para aklama ve organ ticareti suçlamasıyla tutuklandı. FBI’nın 2 yıldır yakından takip ettiği organize şebekenin yardım dernekleri çatısı altında organ ticareti gerçekleştirdiği, 10 bin dolara satın alınan böbreklerin 160 bin dolara satıldığı öğrenildi.

HAHAMBAŞI BAŞROLDE


Soruşturmada, kara para aklama, haraç, sahte markalı ürün ve organ ticareti yapan şebekenin, milyonlarca doları yine Yahudi din adamlarının işlettiği hayır kurumları üzerinden akladığı ortaya çıktı. Şebekenin ABD’nin yanısıra İsviçre ve İsrail ile de aktif bağlantısı olduğu belirtildi. Suriye Yahudi Cemiyeti ve Brooklyn Sinogogu Hahambaşı Saul Kassin’in 2007-2009 yılları arasında sahte Gucci ve Prada marka ürünleri satmaktan elde edilen milyonlarca doların aklanma işleminde rol oynadığı belirlendi.

Tutuklananlardan 15’inin kara para aklama işleri ile direk bağlantısı tespit edilirken, şebekenin kamu yolsuzluklarına karıştığı da ortaya çıktı. Soruşturma kapsamında tutuklanan belediye başkanları ve politikacılar ise şehirdeki inşaat sektörü yolsuzluklarına karışmakla suçlanıyor.

OPERASYON TÜRKİYE’YE UZANDI

Ukrayna'da Siyonist Yahudi organ çetesi çökertildi

organ nakli, organ bağışı, yahudiler, siyonistler, sanhedrin hahamları, adnan hoca, adnan oktar, gizlenen gerçekler, masonlar, ukrayana, oktar babuna, kan kampanyası,
Ukrayna'da Yahudi organ çetesi çökertildi



Ukrayna, başında Yahudilerin bulunduğu, daha çok fakirleri hedef alan bir organ çetesini ortaya çıkardı.

Ukraynalı yetkililer, Yahudi mafyasının yönettiği 12 kişilik bir organ çetesinin bütün üyelerinin tutuklandığını açıkladı.

Ukrayna İçişleri’ne bağlı Organ Ticaretiyle Mücadele Birimi Başkanı Yuriy Kucher dün Kiev’de düzenlediği basın toplantısında “Şebeke daha önce Rusya’ya bağlı ülkelerdeki fakir vatandaşlardan az parayla aldıkları organları sakat olan zenginlere satıyor. Şebekenin başında ise geçen ay tutuklanan bir İsrailli bulunuyor. Tutuklananlar arasında dört tane de doktor var”. dedi.

Adnan Oktar kediciklere büyü mü yapıyor?

Adnan Oktar kediciklere büyü mü yapıyor?
Adnan Oktar kediciklere büyü mü yapıyor?
Herkes Adnan Oktar'ın etrafındaki "kedicikler" denilen kadınların tuhaf ruh hallerini ve dikkat çekici yüz ifadelerini konuşuyor. Baygın, durgun, çok acayip hatta tuhaf diye ifade edilen yüz halleri, negatif enerjileri akla hep çeşitli zihin kontrol yöntemlerini getiriyor ve bu ihtimal zaman zaman medyada da konuşuluyor. Lakin bu kediciklerin bazılarının annelerinin, evlatlarının zihin kontrolüne tabi tutulduğu iddiası ile yargıya başvurduğunu kimler biliyor?

***

Çocuklarımızın ruhlarını çaldı

Çok derin ilişkiler: Evanjelizm, Martin Luther, Sabetayizm, Adnan Oktar ve Anti Darwinizm



Evanjelizm, Protestanlığın içinden çıkmış bir akımdır. Protestanlık ise “Prostesto” kelimesiyle hafızanıza kazıyabileceğiniz bir hareket tarzıdır. Yani Papalığa ve Katolikliğe bir protesto olarak ve “Dinde Reform” iddiası ile çıkmıştır. Son zamanlarda yapılan araştırmalar, “Dinde Reform” talebi ile meydana çıkan Protestanlığın ve onun içinden çıkıp onunla özdeşleşen Evanjelizmin öyle Hıristiyan milletin kendi talepleri ile çıkmamış olduğunu, bu akımı başlatan ve kuran kişi Martin Luther’in de bir Sabetayist Yahudi olduğunu, ortada her devirde gözüken bir organize gizli Yahudi faaliyeti olduğunu göstermektedir.

1950’lerde sadece ABD’de üç milyon Evanjelist varken, günümüzde bunların 70-100 milyon arasında oldukları tahmin edilmektedir. Bozulmuş Tevrat’ın tamamını ve Bozulmuş İncil’in ise bazı kısımlarını HAK kabul eden bu gizli faaliyet imalatı ekol, Evanjelistler, öyle bir inanç esaslarına çekilmişlerdir ki işleri güçleri, en temel vazifeleri, İsrail’i ayakta tutmak ve Nil nehrinden Fırat nehrine kadar, bizim güney doğu topraklarımızın da içinde kalacağı bir BÜYÜK İSRAİL’i kurmak olmuştur. Bu ideal uğrunda yanıp tutuşmakta ve ellerindeki maddi manevi her imkanlarını buna harcamaktadırlar. Peki neden?


Çünkü elin Yahudisi bunları yepyeni bir ayarda organize ederken “Beklediğiniz İsa Mesih ancak BÜYÜK İSRAİL DEVLETİ kurulduğunda gelecek. Bu devletin kurulması için bir Armagedon(Melhame-i Kübra – Dünyanın son ve büyük savaşı – 3. Dünya savaşı) yaşanacak. Çok acılar ve sıkıntılar çekilecek. Ama bundan sonra tam bin yıl ayakta kalacak olan TANRININ KRALLIĞI kurulacak.” Diye dolmuşa bindirmiştir.

Adnan Oktar toplumu geriyor. Bu öfke toplumsal bir krize dönüşmek üzere




Bu öfke toplumsal bir krize dönüşmek üzere

İNANILASI GİBİ DEĞİL AMA GERÇEK. ADNAN OKTAR’IN SANSÜRÜ ARTARAK DEVAM EDİYOR

Türkiye'de akıl almaz bir durum yaşanıyor. On milyonlarca Türk vatandaşı, Türk devletinin en yetkili mercilerinin resmi raporlarla "Paranoyak, şizofren, megaloman" dediği ve Türk yargısının "çeteci, sübyancı, çete lideri, şantajcı" olduğuna dair kesin hüküm verdiği Adnan Oktar'ın adını sosyal medyada bile yazmaya endişe ediyor.

İlginç olay ülkede son birkaç senedir yaşanıyor. Adnan Oktar'ın resmi raporlarla ve en yetkili devlet kurumlarının açıklamaları ile, hatta kendi itirafları ile sabit olan suçlarını ve geçmişini bile dillendiremeyen, bunları hakaret etmeden konuşup tartışamayan Türk'lerde devasa bir öfke birikmiş durumda. Ve bu öfke toplumsal bir krize dönüşmek üzere.

UZMANLAR UYARIYOR AMA TÜRK HÜKUMETİ KAYITSIZ

İslami cemaat kılığına girmiş bir kripto yahudi tarikatı; Adnan Oktar'cılar yahut Harun Yahya'cılar

İslami cemaat kılığına girmiş bir kripto yahudi tarikatı; Adnan'cılar yahut Harun Yahya'cılar
İslami cemaat kılığına girmiş bir kripto yahudi tarikatı; Adnan'cılar yahut Harun Yahya'cılar

Adnan Oktar’ın Çeteci olduğu, Şantajcı olduğu, sübyancı olduğu, küçük kızları cinsi anlamda mağdur ettiği, bu tuzaklardan kurtulmak isteyenlerine gizli ve mikro kameralı tuzaklar kurduğu, gazetecilere ve siyasilere uzanan geniş yelpazede isimlere çok ağır iftiralar türeterek şantaj yaptığı YARGITAY 8. CEZA DAİRESİNİN KESİNLEŞMİŞ KARARIDIR.

Adnan Oktar’ın mistik ve karakteristik Mehdilik hezeyanı içinde olduğu, kendini mehdi zan eden bir akıl hastası olduğu, paranoya, megalomani, şizofreni gibi en ağır akıl hastalıklarına müptela olduğu da ADLİ TIP KURMU GÖZLEM İHTİSAS DAİRESİ’nin 02/02/1987 tarihli ve 32 numaralı raporu ile RESMEN SABİTTİR. Bu nedenle bu hastalıklarının varlığını alay konusu etmeden, halkı ikaz etmek için dillendirmek, yayınlamak ve yorumlarınızda ifade etmek TAMAMEN YASALDIR. SUÇ DEĞİLDİR.

Suç, bunca kesinleşmiş adi suçu işleyenlerin bir de bu ülkenin insanlarına SANSÜR uygulamaya kalkması ve kendini çok büyük bir dini lider ve kanaat önderi göstermeye kalkmasıdır. Adnan Oktar’ın kitaplarının çalıntığı olduğu da sabittir. Bunu da kendisi itiraf etmek zorunda kalmıştır. Bu kitapların pek çoğu, ABD merkezli Siyonistleştirilmiş Hıristiyanların yani Evanjelistlerin, Evrim-Darwinizm karşıtı kitaplarının tercümeleridir.  Adnan Oktar cemaatinin eylemleri ve söylemleri bu Evanjelist Siyonist tarikatın eylem ve söylemleri ile bire bir aynıdır. Bu tarikatın hedefi DECCAL olarak gördükleri Türkleri ve Türkiye’yi bir an önce yok etmek, güneydoğu topraklarımızın da içinde kalacağı bir BÜYÜK İSRAİL DEVLETİ kurmak, sonrasında da dünya çapında tek bir Tanrının Krallığı’nı kurmaktır.

Oktar Babuna YALANCI

Oktar Babuna YALANCI
Oktar Babuna YALANCI



Dr. Babuna’nın, kendisine gereken iliği nisan ayında bulduğunu ortaya çıkaran Sağlık Bakanlığı, ‘Yalanın belgeleri geliyor. Babuna masum değil’ görüşünde



Sağlık Bakanlığı, lösemi hastası Dr. Oktar Babuna'ya uygun iliğin ABD'de nisan ayı başında bulunduğunu, ancak kampanyanın hız kesmemesi için hazirana kadar kamuoyundan gizlendiğini belirledi. Bakanlık, Babuna'nın hastalığının ilik naklini gerektirmediği, bugüne kadar gördüğü ilaç tedavisiyle hastalığın büyük ölçüde geriletildiği görüşüne vardı.

Kemik iliği nakli için düzenlenen kan ve bağış toplama kampanyasının arkasında bir "örgüt" bulunduğu yargısına varan Sağlık Bakanlığı, aralarında Babuna'nın da bulunduğu altı kişi hakkında soruşturma açtı. Sağlık Bakanlığı Müsteşarı Doç. Dr. Haluk Tokuçoğlu, "Bu işte Babuna da masum değil" dedi.

Bakanlığın Babuna kampanyasını durdurmaya karar vermesine yol açan soruşturmada ilginç iddialara ulaşıldı. Müfettişler, kampanyanın "Adnan Hoca" olarak tanınan Adnan Oktar yanlıları tarafından örgütlenip yürütüldüğü, İstanbul Tıp Fakültesi Vakfı'nın da bu amaçla "kullanıldığı" sonucuna vardı.

Bu gelişme üzerine Babuna, İstanbul Tıp Fakültesi Tıbbi Biyoloji Anabilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Mahmut Çarin, Dr. Altuğ Engin, Dr. Cihat Gündoğdu, Ayça Pars, Cenk Yabaş ve Furkan Bayoğlu hakkında soruşturma yapılması istendi.

Bakanlık, Babuna'ya "altıda altı" uygun kemik iliğinin nisan başında ABD'de bulunduğunu, ancak bunun da kamuoyundan gizlendiğini ortaya çıkardı. Yetkililer, Babuna'nın, bakanlığın geçen haziranda kampanyaya el koyduğunu duyurduğu gün, kendisine uygun kemik iliğinin bulunduğunu açıkladığına dikkat çekerek, "ABD'den gerçek belgeleri istedik. Uygun kemik iliğinin bundan 2,5 ay önce bulunduğunu artık biliyoruz. Tüm belgeler yakında elimizde olacak" dediler.

Soruşturmayı yürüten Tokuçoğlu, bu kapsamda bir kampanya gerçekleştirmeye bakanlığın bile gücünün yetmeyeceğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Gerçekte Babuna'nın hastalığı KLL Richter sendromu. Bu tanı konulan hastalara kemik iliği nakli yapılmaz. Bir doktor olarak bunu en iyi bilmesi gerekenlerden biri de bizaat Babuna. Ancak tam tersi açıklamalarda bulunup, uygun ilik bulunmazsa 15 gün içinde öleceğini söyledi. Bu da hematologlara saç baş yoldurdu. Kendisine ABD'de ilaç tedavisi yapıldı. Hastalığı da büyük ölçüde geriletildi. Şimdi herşey ortaya çıkmaya başlayınca 'İlik nakli yaptırmayacağım. Devlet böyle istiyorsa evimde ölümü bekleyeceğim' gibi gerçeğe aykırı şeyler söylüyor."

Sağlık Bakanı; Oktar Babuna Yalancı

Şeytan'ın Türkiye Şubesi; Adnan Oktar ve Cemaati

Şeytan'ın Türkiye Şubesi; Adnan Oktar ve Cemaati
Şeytan'ın Türkiye Şubesi; Adnan Oktar ve Cemaati



(Kitabın arka kapağından)Elinizdeki eser, “Kainatın Ulu Mimarı” olarak şifreledikleri Şeytan’a tapan, Kendilerinin haşa Şeytan ile Havva’nın münasebetinden gelen özel bir soy olduğuna inanan, diğer ırkların mensuplarını insan olarak görmeyen ve bütün dünya üzerinde Şeytani bir hükümranlık kurmak isteyen İsrailoğullarının deşifresidir.. 

Bu eseri okuduktan, Yahudilik, Masonluk, Kabala ve Satanizm hakkındaki gerçeklere vakıf olduktan sonra artık dünyada yaşanan hadiselere ve dünya siyasetine bakışınız asla eskisi gibi olamayacak. 

Binbir surat Adnan Oktar; "Mehdi de Seyyid de değilim."

Binbir surat Adnan Oktar; "Mehdi de Seyyid de değilim."

Ha İsrail’in kurucusu kabul edilen David ben Gurion ha Adnan Oktar... Hedefleri ve gerçek faaliyet sebepleri açısından ikisi arasında hiçbir fark yok.

400 senelik toprağımız Filistin’de İsrail terör devletini kurmayı başaran kadroları taklit edip örnek alan, yarım kalmış planı tamamlayıp bizim güneydoğu topraklarımızın da içinde kalacağı Büyük İsrail Devleti’ni kurmaya çalışan, bunun için İslam dinini, Türk – İslam Birliği idealini, Mehdiliği ve Seyyidliği ve çeşitli kavram, kurum ve dini şahısları bir araç olarak kullanan kripto Yahudiler var ülkemizde...

Ve uluslar arası desteğe sahip, CIA MOSSAD ve Sanhedrin tarafından kollanan bu hain çetelenme, yine gizli bir Yahudi olan Adnan Oktar’ı bir sembol olarak kullanıyorlar.

Son zamanlarda yalan beyanlarla, sahtekarlıkla, uydurma bir şecere ile, 75 milyon insanı aldatarak kendini “Seyyid yani peygamber soyundan” göstermek isteyen Adnan Oktar, 27 Mart 1988 tarihli Nokta Dergisi'nde, kendisine sorulan sorular üzerine ne cevap veriyor;

SIRADIŞI BİR MOSSAD AJANININ VE CEMAATİNİN DERİN KÖKLERİ - Adnan Oktar

SIRADIŞI BİR MOSSAD AJANININ VE CEMAATİNİN DERİN KÖKLERİ - Adnan Oktar
SIRADIŞI BİR MOSSAD AJANININ VE CEMAATİNİN DERİN KÖKLERİ - Adnan Oktar

İÇİNDEKİLER:



1. BÖLÜM

- Kim bu Adnan?
- Sorunlu bir çocukluk.
- Kripto Yahudi bir ailenin ferdi.
- Üvey babanın zulmü.
- 1986'da ne oldu da Adnan Mehdi oldu?
- Adnan Oktar mı, Adnan Arslanoğulları mı?
- 19'un mucizesi ve Adnan Arslanoğulları.
- "O, yüz senede bir gelen kurtarıcı ve mehdi."
- Lise yıllarında Mehdi ile ilgili kitap okumuş ve…



2. BÖLÜM

- Adnan Oktar ve şantaj
- Adnan Oktar ve mikro kameralı seks tuzakları
- BAV bir şantaj ve karalama teşkilatı mı?
- Sadece CIA ve MOSSAD'da olan mikro kameraları Adnan'a kim verdi?
- Adnan'ın Tansu Çiller'i rakiplerine karşı desteklemesinin sebebi   Sabetayist dayanışma mıydı?
- İç İşleri Bakanı Tantan, neden "Adnan Oktar APO kadar tehlikelidir." dedi.
- Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük polisiye terör operasyonu   Adnan Oktar'a ve cemaatine yapıldı.
- MİT belgeleri müridlerin evinde ne arıyordu?
- Öğrencilere silah ruhsatlarını kimler verdi?
- Adnan’cılar, Terörle mücadele şubesini neden dinlediler?
- Savcılığın elindeki binlerce gizli kamera kayıtları ne oldu?
- "İmamlarım bana karı kız getirir."
- Hedefleri meclise sızmak mıydı?
- Cemaat yapılanması nasıl? Cariyelerin ve motorların görevleri ne?
- "Size günah gibi gelmesin. Ulvi bir hizmet yapıyorsunuz."
- Yatakta çok vahşi
- "Adnan Oktar beni elledi."
- "Köşeye sıkıştırmak istediğimiz kişilerin yüzlerini porno kasetlere montajlıyorduk."
- Adnan'ın mikro kameralı seks tuzağı uzmanını kim öldürdü?
- Neden yargının önünden adam kaçırdılar. Bahadır Güven'i MOSSAD mı sakladı?
- Gizli tanıklar neler anlattılar?
- Yakalandığı gece ona ikram edilen kadın neler söyledi?
- "Çırılçıplak soyup bakıyordu."
- Oral ve anal sekse cevaz ve müt'a nikahı.
- "Çok güzel göğüsleri var."
- Günde üç vakit, çıplak ve abdestsiz namaz.
- Özellikle üniversite öğrencilerini ve medyada gözükenleri çekiyorlar.
- Enkaza dönen genç kızlar.
- Adnan Oktar'ın örgüt içinde kod adı: "Ahmet Abi"
- Şantaj yaptığı ve şikayetçi olan ünlüler kimler?
- On bin kişiye gönderilen imzasız iftira faksı.



3. BÖLÜM

İnterneti kimler kontrol ediyor? Facebook Adnan Oktar'ı neden kolluyor?


interneti kimler kontrol ediyor - Facebook Adnan Oktar'ı neden kolluyor
interneti kimler kontrol ediyor - Facebook Adnan Oktar'ı neden kolluyor


İnternette cirit atan pek çok gizli güce örnek olarak CIA'in operasyonları verilebilir. Kurduğu yatırımcı şirket vasıtasıyla dev internet ve teknoloji firmalarına ortak olan veya ilişkide olduğu insanları yerleştiren CIA, bu sayede dijital dünyada büyük bir kontrol gücüne ulaşıyor.


BENJAMIN HARTLMAIER / CHIP DERGİSİ



Neredeyse bir milyar insan her gün Facebook'ta neyi sevdikle­rini, neler yaptıklarını, kimleri tanıdıklarını, nerelere gittikle­rini anı anına yayınlıyorlar. Gelecekteki planlan hakkında konuşuyor, işleri hakkında bilgi veriyor, ailesini, arkadaşları­nı, sevgilisini, duygularını ifşa ediyor, evinin, işyerinin adre­sini, otomobilinin plakasını veya evcil hayvanının fotoğrafını ka­yıt altına alıyorlar. Bu neredeyse, dünyadaki insanların yedide biri­nin, tüm yaşamının kaydını internete aktarması anlamına geliyor. Facebook da dünyada insanların kaydını tutan, en büyük kurum halline geliyor. Üstelik insanlık tarihi boyunca en büyük kayıt! Üs­telik tüm kullanıcılar bu kayıtları gönüllü oluşturuyor. Elbette, in­sanlar sosyal ağları kullanmanın böyle bir maliyeti olduğunu bile­rek bu konuda gönüllü oluyorlar. Facebook ve Google gibi dev in­ternet şirketlerinin bu verileri, kişisel reklamlar oluşturmak için ticari şirketlerle paylaştıklarını biliyorlar. Bu şirketlerin ayakta durması için reklam alması, reklam alabilmesi için de kullanıcıla­rın bazı verilerini paylaşmaları gerekiyor.

Peki ya, paylaşılan veriler sadece reklam amacıyla kullanılmı­yorsa? Ya Facebook'taki veya Twitter'daki ya da başka bir sosyal ağ­daki kişisel veriler kötü amaçlı insanların eline geçse? Örneğin, hükümetlerin ve gizli servislerin bu verileri ele geçirdiğini düşü­nün. Tarih boyunca, rakiplerini yok etmek için her türlü yolu kul­landığı bilinen bu kurumlar, aykırı sesler çıkaran muhalifleri sus­turmak hatta yok etmek için, sosyal ağlardaki gizli bilgilerini kulla­narak bu insanlara zarar vermez miydi?

Aslında kimse gizli bilgilerini gönüllü olarak gizli servislere ve hükümet ajanlarına vermek istemez. Ama internet sitelerinin bu­nu yaptığına dair çok önemli şüpheler var.

Facebook ve CIA bağlantısı!

Amacı dünya ekonomisini ve siyasetini siyonizmin çıkarları doğrultusunda planlamak; Bilderberg ve Adnan Oktar

Amacı dünya ekonomisini ve siyasetini siyonizmin çıkarları doğrultusunda planlamak; Bilderberg ve Adnan Oktar
Amacı dünya ekonomisini ve siyasetini siyonizmin çıkarları doğrultusunda planlamak; Bilderberg ve Adnan Oktar
Yahudi Dünya Hakimiyeti için çalışan örgütler;
BILDERBERG


Bilderberg Grup, dünyadaki elit tabakayı bir araya getirmek ve kontrolü tek yerden sağlayabilmek amacıyla politik bir filozof ve aynı zamanda Polonyalı Yahudi bir haham olan Joseph Retinger tarafından kurulmuştur.

İsveç'teki Masters of Wisdom Locası'na bağlı 33 dereceli bir Mason olan Joseph Retinger ve Hollanda Prensi Mason Bernhard'ın katılımıyla Avrupa ve Amerika'dan toplantıya çağırılacaların listeleri yine Retinger'in başkanlığında hazırlanmıştır. Dünyanın en güçlü finansörleri, devlet adamları ve politikacıları her yıl Bilderberg toplantılarında bir araya getirilir. (Jacques Bardiot, Une Main Cachée Dirige, S.231)

1954 yılında Avrupalı ve Amerikalı Yahudi ve Masonların arasından özenle seçilen sanayici ve politikacıların Hollanda'da Hotel de Bilder- berg'te yaptıkları toplantı, dünyanın önde gelen endüstri devlerini biraraya getirmesine rağmen, büyük bir gizlilik içinde yürütülmüş ve bu suretle çok az dikkat çekmiştir:

"Basın dünyasının birçok ünlü ismi de toplantılarda hazır bulunduğu halde yapılan konuşmalar ve alınan kararlar. Masonların 'gizlilik' ilkesi doğrultusunda titizlikle saklı tutulmaktadır. " (Henry Coston. "Lectures Françaises'. Haziran 1977 No.206, sf.23)

Bilderberg toplantıları şu şekilde organize edilmektedir: "Grup her yıl yaptığı düzenli toplantılarda, toplantı yapılan otelin bütününü tutar ve bina güvenlik güçleri tarafından yakın korumaya alınır. 3 gün süren bu toplantılara üyelerin eşleri bile çağrılmaz." (Cumhuriyet, 26 Nisan 1975)

Bilderberg'in en büyük özelliklerinden birisi de, örgütün toplantılarında alınan kararlar doğrultusunda çeşitli ülkelerdeki üst kademe devlet yöneticilerinin seçilmesidir. Bunun en büyük örneği 1975 yılında henüz yıldızı parlamamış Margaret Thatcher'in Bilderberg toplantılarına katılımının hemen ertesinde yapılan İngiltere Genel Seçimleri'nde Masonların desteğiyle Başbakanlığa seçilmesi ve bu görevini 3 dönem üst üste sürdürmüş olmasıdır. MOSSAD'ın İngiltere'den İsrail'in nükleer Avanunu'yu kaçırmasına göz yumması da İsrail'le ne derece yakın bir ilişki içerisinde olduğunu göstermektedir.

Sosyal Demokrat lider Yahudi Helmut Schmidt ve eski ABD Dışişleri Bakanı Yahudi Henry Kissinger da, Bilderberg toplantılarında alınan kararlar doğrultusunda, ülkelerinin yönetimlerinde etkin mevkilere getirilmiş devlet adamlarındandır.

Grubun Yahudilerden oluşan 25 yönetici kadrosu, Yahudi dünya hakimiyetini gerçekleştirmeye yönelik emirleri hahamlardan alır. Bu emirler, dünyanın pek çok yerinde önemli kariyerlere sahip üyeler sayesinde kolaylıkla uygulamaya geçirilir.

Teşkilatın gerçek merkezi Kudüs'tedir. Burada, 70 hahamdan oluşan Sanhedrin grubunun başhahamları (Adnan Oktar’ı öpüp duran ve onunla pozlar veren hahamlar bunlardır.) , örgüt hiyerarşisinin en üst noktasında bulunur. Kudüs'teki hahamların Tevrat'tan yaptıkları çıkarımlara göre hazırladıkları yüzyıllık planların uygulanmasında siyasi sorumluluk bu örgüte aittir. Alınan emirler Mason localarıyla ve öteki Yahudi teşkilatların (ve Yahudiliğini gizleyerek, Müslüman kılığına giren Adnan Oktar’ın ki gibi hain teşkilatların) işbirliğiyle uygulanır

Bilderberg toplantılarında, ihtilal düzenlemek, devletler kurmak veya yıkmak gibi dünya tarihini etkileyecek kararlar alınır. Alınan bu kararların tamamı Yahudi Dünya Devleti'nin kurulmasına yöneliktir.

"Bilderberg teşkilatı, bir dünya devleti kurmak için B'niai B'rith ve diğer gizli Yahudi örgütleriyle beraber çalışır. " Newa National, Ocak 1964

Toplantıya katılan üst düzey devlet adamları, alınan kararları kendi ülkeleri aleyhine olsa da uygularlar. Amerikan eski Başkanlarından Yahudi Eisenhower'da başkanlığı döneminde, Bilderberg toplantılarında alınan kararları ülkesinin çıkarlarına ters düşse de, bütünüyle uygulamıştır.

Eisenhower, Bilderberg'in üzerindeki etkisini şu şekilde açıklamaktadır:
"Bilderberg toplantıları beni oldukça aydınlattı, resmi kanalların dışında da bakış açıları edindim." (People's Almanac, sf.81)

Bilderberg'in dünya çapında her büyük olayda etkisi vardır. Amacı dünya ekonomisini ve siyasetini siyonizmin çıkarları doğrultusunda planlamaktır.

1953 yılında Yahudilerin büyük desteği ile Başkan seçilen Eisenhower, görevde bulunduğu süre içinde sürekli İsrail'in çıkarlarını gözetmiş ve bu ülkeye yüz milyonlarca dolarlık karşılıksız yardım yapmıştır.

"Bilderberg Cezayir ve diğer petrol zengini ülkelerin bağımsızlıklarını kazanmasında etkili olmuştur. İlk Cezayir ayaklanması Bilderberg grubunun ilk toplantısından 6 ay sonra başlamıştır." (A.g.e., sf.81)

Pekçok zengin ülke, Mason liderleri önderliğinde başlatılan sözde bağımsızlık hareketleri ile sömürgelikten kurtarılmış gibi gösterilmiştir. Daha sonra başa geçirilen Mason devlet başkanları aracılığıyla, bu ülkelerin servetlerinin sömürülmesi daha da artmıştır.

"Siyonizmin en büyük amacı olan Yahudi egemenliğinde birleşmiş bir dünyanın ilk basamağı Ortak Pazarı ortaya çıkaran Roma Antlaşması da Biiderberg toplantılarında kararlaştırıldı." (A.g.e, sf.81)

Bilderberg'in en önemli faaliyeti "Trilateral Komisyonu"u kurmasıdır. Hatta bu "Bilderberg'in Çocuğu"olarak da bilinir. Amerikan finansör ünlü Yahudi Rockefeller, Kuzey Amerika, Avrupa ve Japonya'yı kapsayan özel kişilerden oluşan etkili bir ekonomik grubun kurulması konusunu ilk olarak Biiderberg toplantısında ortaya attı.

Grup en ünlü ve güçlü isimleri üye olarak seçmektedir. Fransa eski Başkanı Mason Valery Giscard d'Estaing, Amerika'nın eski başkanı Yahudi Gerald Ford toplantıların daimi üyesiydi. Yahudi çıkarlarına ters düştüğü için bir suikastla öldürülen Başkan Kennedy'nin yönetim kadrosu da Bilderberglilerle doluydu: Dışişleri Bakanı Dean Rusk, Devlet Bakanı George Ball ve Ulusal Güvenlik Danışmanı McGeorge Bundy Bilderberg üyesi idi.

"Yahudi David Rockefeller her sene Amerikan Yahudi Finansman kuruluşlarından First National Bank ve Morgan Guaranty Trust Co. ve Ford Motor Co., Du pont ve sahibi bulunduğu standart Oil gibi şirketlerin endüstriyel liderlerini, Fransız finansör Yahudi Baron Edmond de Rothschild ve Fiat Başkanı Giovanni Agnelli'yi davet etmeyi garanti etmişti. Dünya Bankası genel direktörü Robert McNamara toplantılara düzenli olarak katılmıştır." (26 Nisan 1975. Hürriyet.)

Bilderberg'in her seneki düzenli toplantılarında burada alınan kararları iletmek ve uygulamak amacıyla mutlaka üst düzeyde bir NATO yetkilisi bulunur .(Şeytan'ın Dini Masonluk-Araştırma Yayıncılık-1. Baskı, İst. 1993. sh. 144-148)

Adnan Oktar'ı oynatan Sanhedrin hahamları, İsrail'i de, bütün dünya Yahudi organizasyonlarını da yönetiyorlar

Adnan Oktar'ı oynatan Sanhedrin hahamları, İsrail'i de, bütün dünya Yahudi organizasyonlarını da yönetiyorlar
Adnan Oktar'ı oynatan Sanhedrin hahamları, İsrail'i de, bütün dünya Yahudi organizasyonlarını da yönetiyorlar


Yahudilerin Dünya üzerinde bu denli güçlü ve etkili olmalarının nedeni, sağlam bir emir komuta zincirine sahip olmalarıdır. Bu sistemin en büyük özelliği gizliliğidir. Her birim yalnızca kendisine verilen emirleri yerine getirir. Kurulan "hücre sistemi" sayesinde, her birimin yalnızca en üst kademesindekiler, bir üst örgütle bağlantı içine girebilirler. Sistemin tümünü bilenler ise yalnızca en üstteki Kabbalist Hahamlardır.

Bu sayede Siyonizm, çoğu insanı, bazen kendileri de farkına varmadığı halde, kendi amaçları doğrultusunda çalıştırabilmektedir.

"Milletlere baş olmak için beni korudun. Bilmediğim bir kavim bana kulluk edecek. Yabancı oğulları bana boyun eğecekler. Kulakları işitince, bana itaat edecekler. Yabancı oğulları takatsiz kalacaklar. Ve hisarlarından titreyerek çıkacaklar."
 (Tevrat, 2. Samuel Bölümü, 22/44-46)

Siyonimzmi en tehlikeli hale getiren yönü, faaliyetlerini büyük bir gizli­lik içinde yürütmesidir. Tevrat'ta verilen taktikler nedeniyle, Yahudiler asla açık bir mücadele yürütmezler. Büyük bir sabırla, hücre sistemleri ku­rarak uzun vadeli fakat etkili planlar yürütürler.

Siyonizmin gücü sahip olduğu sağlam emir komuta zincirinden gelmek­tedir. Bu zincir, çoğu insanın farketmeden Yahudiliğe hizmet etmesini sağlarken, Yahudiliğin asıl gücünü gizlemektedir.

Bu sistemin en büyük özelliği derecelendirme esasına dayalı oluşudur. Zincirin en altındakiler, konu ile ilgili çok az şey bilirken, basamaklar yükseldikçe her derecede yeni sırlar, yeni bilgiler öğrenirler.

Bu sistem sayesinde Siyonizm, kendisini çok iyi gizleyebilmektedir. Bu yöntem nedeniyle sokaktaki insan, olayların içyüzünü fark edemez. Tek bir noktadan yönlerdirilen, fakat tesadüf süsü verilen olaylara ancak çok dik­katli bir inceleme ile bakılırsa, var olan bağlantılar hissedilebilir.

ÜÇ KABBALİST ve ADNAN OKTAR’I DA OYNATAN SANHEDRİN HAHAMLARI

İpin ucu MOSSAD'da ve Sanhedrin Hahamlarında... Adnan Oktar mağdurları için örnek bir savunma.

İpin ucu MOSSAD'da ve Sanhedrin Hahamlarında... Adnan Oktar mağdurları için örnek bir savunma.
İpin ucu MOSSAD'da ve Sanhedrin Hahamlarında... Adnan Oktar mağdurları için örnek bir savunma. 

Adnan Oktar’ı şahsen tanımam. Kendisini Harun Yahya müstear ismi ile yayınlanan CD’lerinden ve kitaplarından duyar ve takip etmeye çalışırdım. Bu kitap ve CD’lerde, İslama ve milletimize, devletimize  hizmet eden bir görüntüsü olmasına ve kitaplarının ve CD’lerinin çoğunun ücretsiz ya da maliyetine dağıtılıyor olmasına rağmen, sürekli kendisinden şüphe ettirecek bir hareket tarzı ile hazırlanmış olduğunu görmemek imkansızdı. Bu şüphelerime rağmen, ilk dönemde iyi niyetimle hareket edip, ben de milletime kültürel ve manevi anlamda hizmet etmek için bu şahsın CD’lerini elimdeki imkanları kullanarak kopyalar ve maliyetine dağıtırdım. Ama bir süre sonra, kendisi hakkında ciddi araştırma yapıp kalben mutmain olarak, şüphelerimi izale ederek hareket etmek istedim.

Gazete arşivlerinde ve internet siteleri arşivlerinde yaptığım araştırmalarda, biz yeni kuşak gençlerden gizlenilmek istenilen ve bize gösterilenin zıddında kapkara, şaibeli, vatana, millete ve devlete ihanet içerisinde olan bir Adnan Oktar ve çetesi olduğunu gördüm. Benim ilk dönemde aldandığım gibi birçok gencin de aldanabileceğini ve gerçekleri göremeyeceğini tahmin ederek şahsi bloglarımda bu bilgileri paylaşmak istedim.

Ulaştığım bilgiler, Vatana ve millete hizmet eden, milletimizin kültürel anlamda yükselmesini hedefleyen Adnan Oktar görüntüsünün dışında, gerçekte buna tam anlamı ile ters bir Adnan Oktar olduğunu gösterdi. Hepsini ülkemizin saygın gazete ve dergilerinden elde ettiğim ve tek tek ispat edebileceğim ve şahsi yoruma tabi tutmadan bloğumda yayınladığım bu bilgilere göre;
- Adnan Oktar “APO kadar tehlikeli, dış güçlerce kullanılan birisidir.” Bu ifade dönemin İçişleri Bakanı Sayın Sadettin Tantan’a aittir. Tantan, Adnan Oktar ve çetesine karşı yapılan, Cumhuriyet tarihinin en büyük polisiye terör operasyonunun emrini vermiştir. Bu operasyona özel eğitimli tam iki bin polis katılmıştır. Adnan Oktar DGM’de yargılanmış ama kilit adam Bahadır Güven’i tam on sene adalet mekanizmalarından kaçırarak ve davaları sinsice zaman aşımına uğratarak, haksız ve hukuksuz olarak serbest kalmıştır.
-Yine dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Sayın Hasan Özdemir’in ifadesi ile Adnan Oktar ve grubu, “Şantajcı, pislik ve çetecidirler.” Sayın Özdemir bu ifadeleri basın açıklaması olarak telaffuz etmiş ve ülkemizin en büyük ve en saygın gazeteleri bunu “En büyük şantaj çetesine gece yarısı baskını.” Ve “Nihayet” gibi başlıklarla haber yapmışlardır. Her paylaşımımda olduğu gibi hiçbir yoruma tabi tutmadan bunları da yayınlamaktan, altına da ilgili gazetenin tarihini ya da internet sitesindeki ilgili sayfanın linkini koymaktan başka bir şey yapmadım
-Yine, basın arşivinden de ulaşılabilinen bilgilere göre, Adnan Oktar, Paranoyak, Şizofren ve Megalomandır. Devletimizin sivil ve askeri olmak üzere, yedi ayrı hastanesi Adnan Oktar’a ayrı ayrı yedi kere “Akıl sağlığı yerinde değildir.” Raporu vermişlerdir. Yaklaşık on ay boyunca akıl hastanesinde müşahade altında tutulmuştur. Yine, ülkemizin, alanında otorite kabul edilen saygın bilim adamlarından sayın Doç. Dr. Sefa Saygılı’nın hususi olarak verdiği rapora göre de, Adnan Oktar, kendinin Müslümanlarca geleceği beklenen“Mehdi” olduğuna inanmış, Ankara’dan İstanbul’a taşındığı gün, Boğaz’da yanan geminin, “Tanrı’nın kendisini selamlaması olduğunu” iddia edebilecek derecede akli melekelerini kaybetmiş bir Paranoyaktır. (İlgili belgeler ve linkler yine davaya söz konusu olan bloğumda mevcuttur.)
-Adnan Oktar, yine basın arşivine yansımış ama günümüzde gizlemeye çalıştığı gerçeklere göre, kapkaranlık geçmişi olan biridir. Bu karanlık geçmişinin gerçek olduğunun en büyük ispatı, kendisine yapılan polis operasyonunun ardından gözaltına alındığında yaptığı itiraflardır. Bu itiraflara göre; Adnan Oktar, manevi duygularını sui istimal ederek aldattığı gençlere her türlü fenalığı yapmış, onları madden, manen ve cinsel anlamda sömürmüş ve köleler haline getirmiş, onların imkanlarını kendini ve çetesini kuvvetlendirmenin bir aracı haline getirmiştir. Bir çok genç kız ve erkek müridi, cinsi anlamda bir sapkınlığa sürüklenmiş, İslam’ın en temel esasları bu çete tarafından kendi kafalarına göre değiştirilerek, sapıklıklarına meşruiyet kazandırılmak istenmiştir.

Gizli tanık olarak ifade veren bir Adnan Oktar mağduru genç kızın ifadelerine göre, gruba katılan genç kızlardan, cemaat mensubu erkeklerle ilişkiye girmeleri talep edilmiş, bu yönde baskılar yapılmış ve “Siz günah işlemiyorsunuz. Ulvi bir hizmet yapıyorsunuz.” Denilecek kadar adileşilmiştir. 
Bu genç kız, bu yöndeki baskılar yüzünden istemeyerek tam 42 kişi ile cinsel ilişkiye girdiğini, Adnan Oktar’ın gruba katılan genç kızları çırıl çıplak soyarak elle kontrol ettiğini, bir çok kimse ile gayri meşru ilişkiye girdiğini ama cemaate bağlı erkeklere normal seks izni vermediğini, ancak oral ve anal sekse fetva verdiğini, oral ve anal ilişkinin günah olmadığı fetvasını verdiğini, cemaat mensubu kadınları ablalar, kardeşler, cariyeler ve motorlargibi kısımlara ayırdığını, motor denilen mensupların kendisinden istendiğinde cemaat mensubu bütün erkekler ile ilişkiye zorlandığını ve bütün bunların islam’da yeri olmamasına rağmen mensupların dini inançları, manevi duyguları sui istimal edilerek yapıldığını itiraf ve iddia etmiştir.

Aynı şekilde bir çok gizli ve açık tanık da bu şekilde mağdur edildikleri ve bu bilgilerin doğru olduğu yönünde ifade vermişlerdir. Bütün bu sapkınlıklara ve rezilliklere rağmen Adnan Oktar hiç bir zaman mahkum edilememiştir. Adnan Oktar’ın Müslümanları sinsice ve Müslüman gibi gözüküp aldatarak, ensest ilişkiye sevk edecek sapıkça açıklamalarını youtube’da kolaylıkla bulmak mümkündür. Türk ahlak yapısının ve aile yapısının korunması ve böylelikle Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bekasının korunması için Adnan Oktar ve çetesi devletimizin uzman bilirkişileri tarafından en ince detaya kadar incelenmeli ve gereği yapılmalıdır.

Adnan Oktar, basının ele geçirip yayınladığı polisteki ifadesinde, bunları ve bir çok adi suçlarını itiraf etmiştir. Durum bu derecede vahim iken ve bu yapılanma daha da güçlenerek daha büyük bir toplumsal sorun ve devlet güvenliğini tehdit edecek derece büyük bir sapık cemaat ya da tarikat halini alıyorken, bunları halkın önüne çıkartıp halkı bu tehlikelere karşı uyaran bendenizin suç işlediğini iddia etmek kelimenin tam anlamı ile iftira niteliği taşımaktadır. Bendeniz, bunları, kaynaklarını da vererek şahsi bloglarımda yayınlamaktan başka bir şey yapmadım. Kendimi adalet mekanizmalarının yerine koymadım. Kimseye yargısız infaz yapmadım. Karalama yapmadım. Devletimizin uzmanlarının yedi kere ayrı ayrı deli raporu verdiği bir kimseye deli demenin de suç veya karalama olduğunu düşünmedim. Düşünemem. Bunu da insanların özürleri ile dalga geçmek  için değil, Adnan Oktar’ı “hoca” yada “mehdi” diye kabul eden saf/temiz niyetli insanları durumun vehametinden haberdar etmek ve bu deliyi oynatanların tuzaklarından korumak için yaptım. Hali hazırda binlerce aile Adnan Oktar’ın bu hareketlerinden dolayı mağdur olmuş ve evlatlarını yaşarken kaybetmişken, bu ikazları ve paylaşımlarımı, yerine getirilmesi  zaruri  bir ferdi mesuliyet olarak kabul ettim.

Zaten çekirdek/has kadrosunun çoğu, kendisi gibi gizli Yahudi ve Sabetayist olan Adnan Oktar’ın gerçek anlamda Türk milletinin geleceğinin, maddi ve manevi kuvvetinin, devletimizin bekasının; halkın sağlıklı bir karakter yapısı olmasına bağlı olduğu gibi dertleri/sıkıntıları yoktur. Kendilerini millete hizmet ediyormuş gibi göstererek tam aksine, bu kavramlara ve toplumsal müesseselere savaş açmışlardır. Her zaman Makyavelist bir hareket tarzı ile hareket edip “zafere ulaşmak için her yol meşrudur.” Diyecek kadar adileşen tipik bir Yahudi dava anlayışını sergilemektedirler. Bu ifadelerim de Yahudi karşıtlığı olarak değerlendirilmemelidir. Yahudilerin ekserisinin, bulundukları ülkelerde gerçek kimlikleri ile değil de içinde bulundukları toplumların kimlikleri ile yaşadıkları, buna rağmen kendi Yahudi menfaatlerine göre hareket edip bu toplumlara ihanet ettikleri, hatta bu ihanetlerinde sınır tanımadıkları, akla gelen her yöntemi meşru kabul ettikleri, Makyavelist oldukları, tarih boyunca binlerce kere ispat edilmiş  gerçeklerdir. Şu anda söz konusu olan Adnan Oktar meselesi de bunların tipik bir tekrarından başka bir şey değildir.

Bloğumda yaptığım bir paylaşımda, tek tek isimlerini vererek ispat ettiğim gibi Adnan Oktar’ın yakın çalışma arkadaşları, hep gizli Yahudiler ve Sabetayistlerdir. Bunlardan deşifre olan bazılarının, “Biz döndük, gerçekten Müslüman olduk.” Açıklamaları gerçeği yansıtmamaktadır. Zira aynası iştir kişinin lafa bakılmaz. Yaptıkları bütün hareketler, gayretler, bilinçli olarak yapılıyor ve Türkiye’deki Müslümanlar arasında sapkın, çok büyük bir akım çıkartılarak, “Mehdilik” aldatmacası ile Türkiye kamuoyunun İsrail’in güvenliğine ve Büyük İsrail’in kurulmasına, Büyük Ortadoğu projesi’ne uygun olarak düzenlenmesi, manipüle edilmesi amaçlanıyor. Zira bu Kripto Yahudilerin hedeflerine göre 1997 yılında, Nil Nehrinden Fırat Nehrine kadar, ülkemizin Güneydoğu topraklarının da sınırları içinde kaldığı Büyük İsrail Devleti’nin kurulması gerekiyordu.

Yeri geldiğinde “İsrail’e atom bombası atanın, gökkubeyi başına yıkarız.” Ve “Yahudiler bizim kardeşlerimiz, tertemiz insanlar onlar, peygamber soyu onlar. Bizim kaynaklarımız Kur’an ve Tevrat’tır.” Tarzında samimiyetten uzak ve temel İslami hükümlere bile zıt ve tamamen politik/siyasi amaçlı açıklamalar da Adnan Oktar ve gizli Yahudi çetesinin mensupları tarafından yapılıyor. Her meselede, halkın böyle bir talebi olmamasına rağmen, kameralar önüne geçerek, devlet lideri veya yetkilisi edası ile açıklamalar yapılmakta ve Türk toplumu üzerinde nüfuz sağlanmaya çalışılmaktadır. Halbuki tertemiz olan geçmişteki Yahudiler ile, şimdi terör faaliyetleri ile İsrail’i kuran ve yine devlet terörü ile bu devleti ayakta tutmaya çalışan Yahudileri hangi samimi Müslüman bir tutabilir? “Filistin’li çocukların kanlarını içmek istiyorum.” Diye açıklama yapan, Kapodakya’ya kadar topraklarımızın da içinde kaldığı alanı kendi vatanları(vaad edilmiş topraklar) ilan edip alacaklarını açıklayan Yahudiler, nasıl Türk toplumuna kardeş/dost/müttefik olarak gösterilebilir? İzah edilmeye çalışılan mesele budur. Bu bir istihbari, hain çalışma değildir de nedir? Bu aynı zamanda bir nüfuz casusluğudur. Adnan Oktar ve yapılanması tamamen İsrail ve Mossad kontrolünde hareket eden, sinsice Müslüman gözüken ve aslında gizli Yahudilerden oluşan ve Türkleri aldatan bir yapılanmadır.

Adnan Oktar ismi, Ergenekon davasında “İsrail’in adamı.” Ve “Siyonizme karşı mücadele veriyor gözükürken aslında Siyonizmin reklamını yapan ajan.”, “İsrail tarafından finanse edilen kişi.” Olarak geçmiştir. Hala daha soy isminin “Oktar” mı yoksa “Arslanoğulları” mı olduğu, şayet gerçek soy ismi “Arslanoğulları” ise neden “Oktar” ı seçtiği, kendisini sembol gibi kullanıp oynatanlardan biri olan Sabetayist Oktar Babuna’nın isminin de Oktar olmasının tesadüf olup olmadığı, Oktar kelimesinin Türkiye’de yaşayan Kripto Yahudiler tarafından birbirlerini tanımak yolunda kullanılan bir  şifre olarak kullanılıp kullanılmadığı yönündeki soru işaretlerine cevap vermeyi tercih etmemişlerdir. Aynı şekilde Oktar Babuna’nın iddia edildiği gibi ilik kanseri olup olmadığı, bu bahane ile toplanılan 120 bin kan örneklerinin ne olduğu, kan örneği veren iyi niyetli yardımsever bazı vatandaşlarımızın telefonla aranarak “İlik nakli için uygun değilsiniz. Ama isterseniz organ nakli yapabilirsiniz. Organ verebilirsiniz” Denilip denilmediği de resmi makamlarca araştırılmamıştır. Halbuki devrin vazife başındaki sağlık bakanı bile bu hususta şikayetçi olmuş ve kamuoyunu ikaz etmiştir. Bazı vatandaşların, basına da yansıyan bu iddiaları/suçlamaları da unutturulmuştur. Bütün bunlar ve benzeri binlerce durum, kurulacak bir bilirkişi heyeti/yetkili kurul ya da özel yetkili mahkeme ile derhal gün yüzüne çıkartılması gereken ve devletimizin, vatanımızın bölünmez bütünlüğünü ilgilendiren hayati ehemmiyete sahip soru işaretleridir. Dünya genelinde Organ ticaretinin, Yahudi hahamlarının kontrollerinde olduğu, ispat edilmiş ve göz önünde bulundurulması gereken bir gerçektir. Sadece bu akıl almaz zenginliklerinin nereden kaynaklandığı sorusunun cevabı araştırıldığında bile çok kısa sürede çok vahim gerçeklere ulaşılabilecektir. Yukarıda da zikrettiğim gibi bunların dava anlayışları Makyavelisttir. İftira, yalan, karalama, şantaj, cinayet, tehdit, organ ticareti, uyuşturucu ve insan ticareti de dahil akla gelen herhangi bir kötü hareketlerinden kendilerine manevi bir mesuliyet olmadığına, bu hareketlerinden hesaba çekilmeyeceklerine, Goyimlerin(Yahudi olmayan bütün diğer milletlerin) insan bile olmadıklarına, kendilerine hizmet etmesi gereken kır hayvanları mesabesinde olduklarına inanmaktadırlar. Tarifi mümkün olmayan bu denli adi hareket tarzlarının temel dayanak noktası da bu sapkınca inançlarıdır. Bu sapkın inançları o kadar dehşet verici hallere ulaşmıştır ki, insan kanı içmeyi, diri diri insan yakmayı, bebekleri katl etmeyi dahi ibadet sayabilmişlerdir. Bunlar için Yahudi olmayanların hiçbir hak ve hürriyeti yoktur.

Zaten 7 kere deli raporlu Adnan Oktar, sadece bir maskot/sembol olarak halkın huzuruna çıkartılmakta ve kendisini bu gizli Yahudi ekip oynatmaktadır. Üç yüzden fazla kitabın yazarı olduğu iddia edilmesine rağmen Adnan Oktar en temel İslami ilimlerden bile yoksundur. Bunu, zikrettiğimiz Emniyetteki ifadesinde de kendi ağzı ile söylemiş ve kabul etmiştir. Yine yaklaşık bir saat süren ifadesinin başında Arapça bildiğini ifade etmiş, ifadenin sonuna doğru ise Arapça bilmediğini ve hiçbir dini eğitiminin olmadığını, şantaj yaptığını, müridleri ile aşk yaşadığını söylemiştir. Hafızası bir saat önce ne yalan söylediğini hatırlayamayacak derecede sıkıntılıdır. Rahatsızdır. Yine bir televizyon kanalında, yaratılışı ispat edip Darwinizmi çökerten biri olarak topluma lanse edildiği halde, yaratılışı ispat eden bir tek ayet meali olsun okuyamamış ve kendisinin ve kendisini oynatan yapılanmanın her ama her konuda iki yüzlü, samimiyetsiz ve haince hareket ettiklerini ispat etmiştir. Temiz niyetli Türkiye Müslümanlarına Materyalizmi bitiren bir kahraman gibi tanıtılan Adnan Oktar, hiçbir zaman Materyalizmi savunan profesörlerin “Karşıma çık canlı yayında tartışalım.” Taleplerine olumlu yanıt verememiştir. Bu profesörlerin bazılarının dünyaca meşhur internet sitelerine Türkiye’den erişim yasağı koydurtmuştur. Adnan Oktar’ın bu yasaklatma hareketleri artık bir sansür halini almıştır. Bu yasaklatma kararlarının bir çoğunun isabetsiz olduğu da ülkemizin ünlü hukukçuları tarafından basına/halka gerekçeleri ile izah edilmiştir. Aynı şekilde Adnan Oktar, geçmişte kendi cemaatine mensup olup da daha sonra ayrılan gençlerin telefonla olsun programına katılmalarına, savunma haklarını kullanmalarına asla müsaade etmemiştir. Bir önemli nokta da, kendisine hakaret edildiği iddiası ile herkesi dava eden ve sitelerini yasaklatan Adnan Oktar’ın, kendi TV kanalında izleyicilerinin bir kısmına, muhaliflerine, kendisini haklı gerekçelerle eleştiren bir çok isme,  çok edepsiz, seviyesiz, bayağı kelimeler ile hakaret etmesidir. “ulan”, “Amerikan bizonu”, “Bayat turşu gibi herifler.” “Ahmak.”, “Cahil”, “İt herif”, “Köpek seni” gibi kelimeler ve kendi bozuk psikolojisi ile benzeri şekilde türettiği acayip kelimeler ile her tarafa hakaretler savurduğu, kendisini izleyen  herkesçe bilinen gerçeklerdir. Yine, bendenizi, şahsıma iftira atarak, kanaat önderlerine hakaret etmekle suçlayan Adnan Oktar’ın, Türkiye’deki Müslümanların istisnasız tamamı tarafından büyük alim ve dava adamı tanınan Merhum Mustafa Sabri Efendi hakkında, Kendi A9 TV’da, canlı yayında dakikalarca yaptığı hakaretler kendi TV arşivinden ulaşılabilecek misallerdendir. Adnan Oktar, neresinden tutulursa elinizde kalan kokuşmuş bir isimdir. Ekibi de aynı kendisi gibidir. Yapılan araştırmalar sonucunda Emniyet eski müdürü Sayın Hasan Özdemir’in “Çeteci bunlar, Şantajcı bunlar, pislik bunlar.” İfadelerinin ne kadar isabetli olduğu görülecektir.

Üzerinde kendi ismi bulunan kitaplarının tamamının ABD ve Avrupa’da yayınlanan telif eserlerin  tercümeleri olduğu ve bunların bile üçkağıt, intihal/edebi hırsızlık olduğu da ispat edilmiştir. Tercümelerin üzerine kendi ismini basarak yayınlamıştır. Abartısız yüzlerce telif eseri sahtekarlıkla çalmıştır. Kendisinin yazdığı iddia edilen bu kitaplardaki bilgilere, konulara kendisi vakıf değildir. Zaten bu ekibin baştan sona yaptığı hırsızlık, şantaj, çetecilik, tehdit, mikro kameralar ile seks tuzakları v.b. adi suçlardır. Mikro kameralı seks tuzaklarında kullandıkları Serkan Çiminli isimli bir adamları da vurularak öldürülmüştür.

11. Kattan atlamak ya da Boğaz köprüsünden atlamak sureti ile intihar ettiği iddia edilen birçok bağlılarının/müridlerinin de gerçekten intihar etmedikleri, örgütten/çeteden ayrıldıkları için infaz edildikleri iddia edilmiştir. Diğer bütün konularda olduğu gibi bu konularda da Adnan Oktar ve çetesinin üzerlerine gidilememiştir. İçişleri Bakanı Sayın Sadettin Tantan ve Emniyet Müdürü Hasan Özdemir bile sonraki süreçte haksız davalara, suçlamalara boğulmuş ve çok sıkıntı çektirilmişlerdir. Oktar’a ve onu oynatan çeteye bu gücü dünya Masonluğunun ve uluslar arası çapta etkili Yahudi lobilerinin verdiği iddiaları ayyuka çıkmıştır. Zaten geçen sene kurdukları A9 TV adlı televizyon kanallarına, uluslar arası çapta Mason üstad-ı azamlarını çıkartarak kendilerini kimlerin desteklediklerini kendi kendilerine itiraf etmiş olmuşlardır. Bu programlardan birine katılan üstad Masonlar, Adnan Oktar’a tam destek verdiklerini bir gövde gösterisi şeklinde açıklamışlardır.

Devletimizin Başbakanlarından Mesut Yılmaz’a, önemli siyasetçi ve milletvekillerine, bürokratlara ve gazetecilere uzanan geniş yelpazede, bambaşka anlayış ve fikriyatın insanlarının tamamına şantaj yaptıklarını, kurdukları Bilim Araştırma Vakfı (BAV)’nı bu adi işlerinin merkezi haline getirdiklerini Adnan Oktar kendisi itiraf etmiştir. Aynı, cemaatten ayrılanları rezil rüsva, perişan etmek gibi prensipleri olduğunu itiraf etmesi gibi… Bu şantajlara, iftira ve karalamalarına karşı sayın Fatih Altaylı’nın ve dik duruş sergileyebilmiş birkaç istisna Türk vatandaşının verdiği hukuk mücadelesine bakılabilir. Zaten Adnan Oktar’ın kendisine ve çetesine polis operasyonu yapılmasının sebebi de yine herkese yaptıkları gibi zamanın DYP milletvekili Sayın Celal Adan’a da seks tuzağı yapmak istemeleridir. Buna teşebbüs ettiklerinde lüks bir otelde Celal Adan’ın adamları ile Oktar’ı oynatanların adamları kavga etmişler, sonra Sayın Adan’ın şikayeti ile hadisenin polise ve DGM’ye intikal etmesinin ardından yapılan operasyonlar ve bu operasyonlar sonucunda göz altına alındıklarında verdikleri kendi ifadeleri sonucu bütün bu pis/hain yüzleri meydana çıkmıştır.

Adnan Oktar’ın buz dağının görünen yüzü olduğu, onu oynatan güçlerin uluslar arası bir Yahudi lobisi olduğu, izah edildiği gibi bilerek ve istenerek birçok İslami hükmün değiştirildiği, bu değiştirmelerde hedefin ne olabileceği, bilirkişi titizliğinde araştırıldığında sonuçta karşımıza Büyük İsrail projesinin çıktığı, Oktar ve Onu oynatan çetenin MOSSAD korumasında olduğu, hareket tarzı ve strateji anlamında israil’in Sanhedrin hahamlarının kontrollerinde oldukları, Masonik bağlantılarını kullanarak binlerce siteyi haksız yere kapattırdıkları ve site yöneticilerini haksız sıkıntılara soktukları, yapılacak ciddi tetkiklerle meydana çıkartılabilecektir. Zaten kendisine polis operasyonu emrini veren dönemin İçişleri Bakanı Sayın Sadettin Tantan’ın, partisinin gurup toplantısında o zaman yaptığı açıklamada, “Adnan Oktar APO kadar tehlikelidir. İş hukuka intikal ettiğinde ve gerçekler meydana çıktığında ne demek istediğimi ve neden bu kadar büyük ve sert bir polis operasyonu yapıldığını daha iyi anlayacaksınız.” Mealindeki açıklaması göz önünde bulundurulmalıdır. Ve sayın Sadettin Tantan bu davaya çağrılarak neler bildiğini açıklaması istenmelidir.

Bloğumda paylaştıklarım kısaca özetlemeye çalıştığım bu ihanet ve adilik tablosunun gazete ve dergilere yansımış arşivlerinden başka bir şey değildir. Ve her paylaşımın altına da gerekli link ya da gazete adı ve tarihi kaynak olarak verilmiştir.

Adnan Oktar ve onu oynatan dış destekli Masonik ve Yahudi çete, bütün bu çirkin yüzlerini gizlemek ve çok emek ve para harcadıkları bu hain projelerini sonuçlandırıp gerçekleştirmek için, son dönemde iyice popüler olan sosyal paylaşım sitelerinde, bunları paylaşan her vatansever ve samimi Türk gencini, yasal anlamda kıskaca alıp sıkıntı vermek ve bezdirmek için, iftiralara varan adi hareketlerle dava yağmuruna tutmaktadırlar. Abartısız binlerce sayfa ve site yöneticisi  Adnan Oktar tarafından dava edilmiştir. Bunların içinde elbetteki hakaret ve suç unsuru taşıyan ve haklı olarak dava açılanlar da vardır. Lakin bu grup, haklarında yapılan yorumsuz, haber tarzındaki paylaşımları da ya da en ufak bir tenkidi de bir suç kabul ederek derhal dava açmaktadırlar. Özellikle son bir sene içerisinde bu haksız davalar ile site ve sayfa yöneticileri haksız olarak korkutulmuş ve yüz binlerce paylaşım kaldırılmıştır. (Sadece bir siteden aleyhindeki tam on bin yorum/paylaşım kaldırılmıştır) Davalar ise dikkat çekici olarak hep aynı mahkemelerde ve aynı hakimlerde görülmektedir. (Bu hususta Vatan gazetesinin internet sitesinin kapatılması haberinde yeterli bilgi mevcuttur. Bloğumda kolayca bulunabilir.)

 Şahsıma ait bloglarımda kendisine dair hiçbir karalama, küçük düşürme, hakaret gibi suçların bulunmadığını gördüklerinden, bendenizi devlet büyüklerimize ve kanaat önderlerine hakaret ettiğim iddiası ile şikayet etmişlerdir. Hatta gerçek olmadığını çok net bilmelerine rağmen bendenizi suç örgütü kurmak, çete liderliği yapmak ve devletimizin manevi şahsiyetini tahkir etmekle suçlamışlardır. Ben dahil olmak üzere şikayetçi oldukları kişilere karşı hazırladıkları şikayet dilekçelerinde de türlü türlü sahtekarlık yapmaktan geri durmamışlardır. Tek başına bu hareketleri bile suçtur ve nasıl bir iki yüzlülük ve sahtekarlık ile hareket ettiklerinin en net delillerindendir.  Bloglarımda yayınladığım paylaşımlarımın tümü ve kanaat önderlerine dair eleştiri içeren paylaşımların tümü, ülkemizin ciddi akademik seviyeli, her biri alanında ya Prof. Ya da doçent olan tarihçilerimizin ya da İslami ilimlerde ehil kişilerin yazdığı ve yine ülkemizde serbestçe basılı olarak yayınlanan ciddi ve meşhur tarih dergilerinden, gazetelerden ve internet sitelerinden alınmış yazılar/makaleler/araştırmalardır. Aynı şekilde, yurtdışındaki saygın ilim adamları ve köşe yazarlarından alınmış makalelerdir. Eleştiri ile hakareti birbirinden ayırabilecek olan bu Adnan Oktar ve onu oynatan çetenin, bu yaptıkları da samimi olmayan hareketlerdir. Bu paylaşımların pek çoğu, ben bloğumda yayınlamadan önce belki de ülkemizdeki yüzlerce ciddi yayın organında yayınlanmışlardır. Bazılarının ilk yayın tarihi 1993 olan bu makalelerin sanki tarafımdan yazılmış ve hakaret içeren, suç olan yazılarmış gibi gösterilmesi ve ilgisiz alakasız paylaşımların çıktılarının art arda alınarak dava dosyasına suç unsuru olarak konulması bile ayrıca göz önünde bulundurulması gereken adi bir hareket tarzıdır.İftiradır. Samimiyetsizliktir.

Kendi çirkin yüzlerini meydana çıkartmak isteyen herkese yaptıkları gibi bana da çirkin iftiralar ile sıkıntı vermek istemektedirler. Kamuoyunda Şeyh Abdülkerim ismi ile meşhur olan kişinin iddialarına göre, Cübbeli Ahmet Hoca ismiyle anılan Ahmet Mahmut Ünlü’ye de montaj ile seks kasedini Adnan Oktar ve ekibi yapmıştır. Zaten Oktar, Emniyetteki ifadesinde “Birçok kimsenin yüzlerini, porno kasetlerine montajlayarak bu kişilere şantaj yaptıklarını ve bundan büyük bir gelir elde ettiklerini ama avukatlarının ikazı ile bundan 1997’de vazgeçtiklerini” itiraf etmiştir. Anlaşılan o ki, binlerce sözleri gibi bu da adaletin pençesinden kurtulmak için bir taktiktir ve bu adi hareketten de vazgeçmemişlerdir. Şeyh Abdülkerim denilen kişi, bu ve benzeri bir çok gerçeği ifade ettikten kısa bir süre sonra aniden ölmüş ve ölümü ancak aylar sonra kamuoyuna duyurulmuştur. Her şeye dava açan Adnan Oktar “Abdülkerim’i Adnan Oktar öldürttü. Zaten Adnan Oktar onu ölümle tehdit etmişti.Abdülkerim, Adnan Oktar’ın kendisine hakaret ettiğini ve ölümle tehdit ettiğini şu videosunda açıklamıştı.” Tarzında yapılan paylaşımlara her nedense dava açmamayı ve dikkat çekici şekilde suskun kalmayı tercih etmiştir. Şeyh Abdülkerim denilen kişinin Adnan Oktar ve çetesinin gerçek yüzünü içeriden görüp bilen biri ağzı ile anlattıkları ve kendisini Adnan Oktar’ın ölümle tehdit ettiği yönündeki açıklamaları Youtube’da hala mevcuttur.

Bloglarımın, konularında uzman kişiler tarafından incelemesini, her hangi bir suç unsuru bulunmadığının belirlenmesini, Adnan Oktar’ın şikayetlerinin ardından iletişim başkanlığı tarafından uygulanan Türkiye’den erişim yasağının son bulmasını ve gençliğini heva ve hevesinin peşinde harcamak yerine, vatana ve millete nasıl faydalı oluruz derdi ile harcayan, bu şekilde kendini parçalayan cevherlerimizin, Adnan Oktar ve onu oynatan uluslar arası çetenin haksız ve hukuksuz baskılarından korunmasını, devletimizin bir baba misali korumasını, bu değerli gençlerimiz üzerine kolunu kanadını germesini, Adnan Oktar ve çetesine bunca suçlarından ötürü kamu davası açılmasını, vatana ihanet, dış güçlere taşeronluk, yabancı istihbarat servisleri ile işbirliği, Ajanlık, Türk halkını aldatmak, Türk ve Müslüman kimliğine bürünerek Yahudilik ve İsrail menfaatlerine çalışmak, Vaad edilmiş topraklar ideallerini gerçekleştirmek için Türkiye’nin bölünmesini hedeflemek, Masonluğun emrinde çalışarak devlet yetkililerimize kadar herkese şantaj yapmak, tehdit etmek, şaibeli ölümlere isimlerinin karışması  gibi suçlarının bilirkişilerimiz ve istihbarat birimlerimiz tarafından yapılacak tetkiklerle ispat edilmesini ve gereken her şeyin yapılmasını saygılarımla talep ederim.

|Mehmet Fahri Sertkaya
Akademi

Konu başlıkları

15 temmuz 16 nisan 33. derece masonlar A9 TV abd abdullah öcalan abdülkadir selvi acun ılıcalı adamlık dini adil serdar saçan adnan hoca adnan hoca gerçekleri gizlemeye çalışıyor adnan hoca'nın kızları adnan hoca'nın seks tuzakları adnan menderes adnan oktar Adnan Oktar (Harun Yahya) adnan oktar apo kadar tehlikelidir adnan oktar cinayet adnan oktar çetesi adnan oktar davaları adnan oktar hain mi adnan oktar israil'e mi çalışıyor? adnan oktar kedi adnan oktar kimdir Adnan Oktar Kimdir adnan oktar kime çalışıyor adnan oktar mason mu adnan oktar mehdi mi adnan oktar paranoyak mı adnan oktar ruh hastası mı? adnan oktar siteleri neden kapattırıyor adnan oktar şantaj adnan oktar tv adnan oktar ve çetesine polis baskını adnan oktar ve çıplak namaz adnan oktar ve mossad adnan oktar ve nazım kıbrisi adnan oktar ve organ kaçakçılığı adnan oktar ve sabetayistler adnan oktar videoları Adnan oktar yahudi mi adnan oktar'a dava açmak adnan oktar'ın 46 raporu adnan oktar'ın aldığı cezalar adnan oktar'ın davaları adnan oktar'ın kızları adnan oktar'ın mahkemeleri adnan oktar'ın motorları adnan oktar'ın sapık fetvaları adnan oktar'ın zenginliğinin kaynağı adnan oktarın etrafı gizli yahudiler mi adnanoktar adnanoktar mehdi mi ahit'in çocukları ahmet gündel ahmet hulusi ahmet takan ahmet yavuz ahu paşakay ahu tuğba ak parti akademi akademi dergisi akıl hastası akit akp'nin gerçek yüzü aladağ yangını alev babuna ali erbaş ali tulum altuğ müştak berker altuğ revnak eti anadolu ajansı anal seks anayasa mahkemesi ankebut ağı ankebut operasyonu arizona armagedon askerlik aslı süme efeoglu aşı atatürk eşcinsel miydi atatürk gay miydi av serdar öztürk av. fatih mehmet doğan av. gülcan karakaş avrupa insan hakları mahkemesi avukat ceyhun gökdoğan avukat serdar öztürk ayça pars aydan saraçoğlu ayetullah humeyni aylin atmaca aylin kocaman ayşe arman dormen ayşe hüma babuna ayşe pınar akkaş ayşegül esra atik ayşegül hüma babuna ayşin altuniç güven aytunç erkin azerbaycan b'nai b'rith bacılar başkanlık bav beyaz tv bilderberg bilim araştırma vakfı binboğa sıddık yarman bora can yıldız bosna hersek bozulmuş tevrat BST yapı bülent arınç bülent ersoy büyük israil büyük israil projesi bylock caner taslaman canlı cansu canan özgen cem küçük cem sedat altan cevat babuna ceylan özgül ceza chp cia cia ajanı fethullah gülen cinsel istismar cinsel sapıklık cnn türk cumhurbaşkanı cübbeli ahmet hoca cüneyt özyaşar çağla saraç darbe tiyatrosu darwinizm deli raporu deprem derin devlet devlet bahçeli didem ürer dilek güngör dinler arası diyalog diyanet işleri başkanı doç dr. sefa saygılı donald trump ebru şimşek ebru yılmazatilla umur ece koç edip yüksel ehl-i sünnet ekşi sözlük emine mine kalça emre dorman emre yaşar ertüzün ensest aile içi sapıklık ensest ilişkiler ve adnan oktar ergenekon ergenekon davası erol simavi erol şimşek esat tyontuç eserleri esra saraçoğlu esrar evanjelistler evet fahrettin aslan faruk çelik fatih erbakan fatih tezcan fatma ceyda ertüzün fazilet partisi fehmi çalmuk ferhunde eda babuna fethullah gülen fetö fırat develioğlu fikret seçen franco frattini gerçek yüzü gizlenen gerçekler gizli dünya devleti gizli ermeniler gizli yahudiler global yayıncılık goyim gökalp barlan gülgün feyman gülgün göktan gülşah güçyetmez Gürkan Hacır güzin erkan onat haber türk habertürk hadi salihoğlu hahamlar haiti depremi halil hilmi müftüoğlu harun yahya harun yahya belgeselleri harun yahya kimdir harun yahya kitapları harun yahya videoları hayır hırsızlık hipnoz humeyni hür ve kabul edilmiş masonlar hürriyet hüsamettin özkan hüseyin avni mutlu ılgaz zorlu ibrahim seral köprülü ibrahim tuncer ibranice içimizdeki israil iftira ilik nakli inşaallah intihal / aşırma eserler intihar inuray tınar İslam'a zarar veriyorlar islamcılık israil israil ajanı italya izle Kabala kainatın ulu mimarı kan kampanyası kara mizah kara para kardeşler kartal iş kedicikler kenan oktar kerem hasanoğlu kıyamet alemetleri kızıl elma kızıl imamcılar kimdir kitapları koç üniversitesi korkutma korona köşe yazıları kripto Yahudiler kripyo yahudiler kurtlar vadisi pusu kürt yahudileri levent göktaş lions klübü lions klüpleri loca madde hayal mi maddenin ardındanki sır martin luther king mason listesi masonalr masonlar masonluk maşaallah materyalizm mavimarmara mehdi mehdi adnan oktar mehmet baransu mehmet coşkun pamir mehmet ender daban Mehmet Fahri Sertkaya mehmet noyan orcan mehmet şevket eygi melhame-i kübra melisa aslı pamuk meltem daban meral kalça mert sucu merve büyükbayrak mesut yar mevdudi mhp mikro kameralı seks tuzağı milli gazete milli görüş milliyet mine kırıkkanat miras mossad muazzez abacı muazzez ersoy muharref bozulmuş tevrat muharref tevrat muharrem ballı murat ünal mustafa keser muta nikahı necmettin erbakan nedim keçeli negehan alçı nevin özkan nil kalkavan nurculuk nuri özbudak nurşah aksoy nüfuz elde etmek oben karatepe oda tv oğuzhan asiltürk okan kaan bayülgen Oktar babana oktar babuna onur akay operasyon oral seks organ bağışı organ kaçakçılığı organ mafyası organ nakli osman durmuş osman sınav oy öldürüldü mü örgüt lideri pakraduniler pelin batu pınar tezcan pınar turan PKK polat türkmen pornocu kesetçi adnan oktar posta ptt pul müzesi rasim ozan kütahyalı recai kutan recep tayyip erdoğan referandum reza zarrab rotary klüpleri rtük rus ihtilali saadet partisi sabetay sevi sabetaycılar sabetayist listesi sabetayistler sabetayistlerin şifreleri sabetayistlik sabetayizm sadettin tantan sağlık bakanı said-i nursi sanhedrin hahamları sansür satanizm savaş kalafat savcı sebahattin önkibar seçim sefa saygılı selahattin demirtaş serdar dayanık seyret seyyid mi show tv siyasal islam siyonist israil siyonistler siyonizm slider sosyal ağlar sözcü suç suikast suprem konsey suriye sorunu süleyman demirel süleyman soylu süleymancılar cemaati süprem konsey şener şen şeyh abdülkerim şiilik şikayet şizofren taciz ve tecavüz tahsin akkaş talat halman tarkan yavaş tbmm tevrat teyfur erdoğdu TGRT tımarhane trt tuğçe eyilik tuncay opçin tuncay tokay tunçay tokay turgay ciner tülay kumaşcı tv8 ukrayna uyuşturucu ünlü sabetaycılar üsteğmen serdar öztürk Vahdet-i Vücud video video izle videolar yahudi organ kaçakçılığı yahudiler yahudilik yakup balaman yalancı mı yalçın küçük yargıtay kararı yazarlar yeliz sucu yeni şafak yeniçağ yıldırma yılmaz kuruca yolsuzluk york testi youtube yusuf erkan özoğuz yüksek islam ahlakı zeynep şener zihin kontrolü zihin/Beyin Kontrolü - Telegram zina zor ve tehdit